Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye’de temiz hava standartlarına uyan şehir kalmadı. Konuya ilişkin Lider Medya’ya açıklamalarda bulunan Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Güray Doğan, “Hava kirliliği Türkiye için önemli bir problem. Burada en önemli etken temiz hava eylem planlarının yeterince etkin bir şekilde uygulanamamış olması” dedi.
15.04.2023 - 09:00
YAYINLANMA15.04.2023 - 09:00
GÜNCELLEME15.04.2023 - 09:00
YAYINLANMA:15.04.2023 - 09:00
GÜNCELLEME:
Tüm canlıların hayatını olumsuz etkileyen hava kirliliği,
dünya için tehlikeli bir sorun haline geldi. Teknolojinin gelişmesi ve sanayi
kuruluşlarının hayatımıza giresiyle birlikte hava kirliliği oranı her geçen gün
artarak devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) araştırmalar neticesinde
Türkiye’de temiz hava standartlarına uyan şehir kalmadığını paylaşırken temiz
havaya ulaşılamama sorunu üzerine değerlendirmelerde bulunan Akdeniz
Üniversitesi (AÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Güray Doğan, “Temiz
hava eylem planı yeterince etkin bir şekilde uygulanamıyor. Burada Çevre
Şehircilik ve İlkim Değişikliği İl Müdürlükleri genel olarak sorumlu dururken,
eylemelerden sorumlu kuruluş aslına belediyeler olarak görülüyor. Dolayısıyla
burada işi yapan ile sorumlu olan kurumlar arasında belirgin bir farklılık var.
Temiz havaya ulaşamamamızın önündeki en önemli etken bu” diye konuştu. Temiz havanın
iyileştirilmesi konusunda konuşan Doğan, “Tüm kentlerin bir plan açısından
değerlendirilmesi gerekiyor ve burada kentin ekolojisi ile ekonomik olarak
bağımsız aktivite yapabilme kapasiteleri oluşturulması gerekiyor. En önemli
husus aslında ekolojik ve ekonomik olarak bağımsız kentlere ulaşmamız
gerektiği” ifadelerini kullandı.
“KENTLEŞMEYİ BAŞTAN YAPMAMIZ GEREKİYOR”
Hava kirliliğinin önüne geçilmesi noktasında neler
yapılacağını söyleyen Doğan, şunları kaydetti:
“Ülkemizde kentleşmeyi baştan yaratmamız gerekiyor. Bir
faktör evsel ısınma, bu kentlerimizde özellikle kış aylarında önemli olarak
yaygın bir kirliliğin sebebi olarak karşımıza çıkıyor. Limanlar, sanayi
tesisleri ve bunların etrafında yer alan yerleşim bölgelerinde de kirlilik
sevilerinin yüksek olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla limanlar ve sanayi
tesislerinin etrafında da yerleşimlerin sınırlandırılmasının gündeme gelmesi
gerekiyor. Bir diğer faktör ise tarımsal emisyonlar, bunlarda da özellikle
seraların ısıtılması gibi faaliyetlerde temiz enerji kaynaklarına yönlendirmek
gerektiği kanaatindeyim. Öte yandan açık alanlarda gübreleme faaliyetleri
gerçekleşiyor. Bu gübreleme faaliyetleri sonucunda da farklı emisyonlar meydana
geliyor atmosfere yayılan. Bunların da kontrolü oldukça güç. Bunların kontrolünün
sağlanması adına gübreleme ve ilaçlama faaliyetlerinin de daha kontrollü bir
şekilde ele alınması gerekiyor.”