Baharın gelişini hissettiğimiz mayıs ayının ilk pazar gününden herkese sevgi ve saygılarımla, keyifli pazarlar diliyorum.
03.05.2026 - 00:57
YAYINLANMA03.05.2026 - 00:57
GÜNCELLEME03.05.2026 - 00:57
YAYINLANMA:03.05.2026 - 00:57
GÜNCELLEME:
Sert ve yoğun bir kış dönemini geride bırakırken, pırıl pırıl bir gökyüzüne ve sıcacık, güler yüzlü ortamlara ülkece ihtiyacımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece iklimsel bir soğukluktan bahsetmiyorum; maalesef 2026 yılının ilk gününden bugüne kadar birçok üzücü olay yaşadık. Özellikle ülke genelinde okullarımızda yaşanan facialar Türkiye’yi derinden sarstı ve kolay kolay kapanmayacak yaralar bıraktı.
_google_ers_1777758918.jpeg)
Türkiye genelinde yaşanan okul saldırılarını kısaca özetleyerek, bunlarla ilgili çözüm yolları nelerdir sorusunun cevabını bulmak için Av. Gülhan Küçükkatrancı’ya sorularımı yöneltmek istiyorum.

OKULLARDA İŞLENEN SUÇLAR
İstanbul Çekmeköy’de 2 Mart 2026 tarihinde Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görevli biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi F.S.B. tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Ardından 14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir okul saldırısı gerçekleşti. Okulun eski öğrencisi Ömer Ket tarafından pompalı av tüfeğiyle gerçekleştirilen saldırıda toplam 16 kişi yaralandı. Ve en acı haber bir gün sonra geldi: 14 yaşındaki bir öğrenci Kahramanmaraş’ta en az dokuz kişiyi öldürdü, birçok öğrenciyi de ağır yaraladı.

Tam da bu noktada, Av. Gülhan Küçükkatrancı ile yaptığımız sohbette çocukların ceza ehliyeti konusundaki değerlendirmelerine başvuruyorum.

CEZA EHLİYETİ NEDİR?
Eylül Hanım merhabalar. Öncelikle size ve Lider Medya ailesine bu konudaki hassasiyetiniz için teşekkür ediyorum. Yaşanan olaylar ne yazık ki bir hukukçu olarak beni de derinden üzüyor. Sizin ve vatandaşların en çok merak ettiği sorulardan biri de şu: Suç işleyen çocuğun ailesi de sorumlu mudur? Buna şu şekilde açıklama yapmak isterim: Ceza ehliyeti; bir kişinin işlemiş olduğu bir suçtan sorumlu tutulabilmesi için, bu suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama iradesine sahip olmasıdır. Çocuklarla ilgili ceza ehliyetine dair düzenleme TCK’nın 31. maddesinde yer almaktadır. TCK 31’de: “Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz; ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.” denilmektedir.

HUKUKTA DUYGUSAL YARGILAMAYA YER YOK
İnsan, canı yandığında karşı tarafın da aynı acıyı yaşamasını isteyebiliyor. Kısasa kısas düşüncesi ağır basabiliyor; fakat hukukta böyle bir yaklaşım yoktur. Suç işleyen birinin cezasını bireyler veremez, belirleyemez. Hukukta duygusal boşluğa ve duygusal yargılamaya yer yoktur. Anayasa ve Ceza Kanunu’nun belirlediği temel ilkelerin dışına çıkılması mümkün değildir. Yetişkin bir bireyle 18 yaşın altındaki bir kişinin işlediği suçlar aynı şekilde değerlendirilmez. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların, işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

YAŞ FAKTÖRÜ BELİRLEYİCİ
Eğer işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği varsa; ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda on iki yıldan on beş yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezası verilebilir. Diğer cezalar yarı oranında indirilir ve her fiil için verilecek ceza yedi yılı geçemez. Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış kişiler için ise ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet gerektiren suçlarda on iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Diğer cezalar üçte bir oranında indirilir ve bu hâlde verilecek ceza on iki yılı aşamaz.

ÇOCUK KORUMA KANUNU
Çocuklara yönelik güvenlik tedbirleri ise Çocuk Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. ÇKK’nın 5. maddesine göre koruyucu ve destekleyici tedbirler; danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma alanlarını kapsar. Bu tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yöneliktir. Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu kişilere rehberlik edilmesini; eğitim tedbiri, çocuğun eğitim kurumlarına devamını veya meslek edinmesini; bakım tedbiri ise gerekli durumlarda çocuğun uygun kurumlara yerleştirilmesini içerir.

CEZA SORUMLULUĞU ŞAHSİDİR
Hukukumuzun temel ilkelerinden birisi “Suçların şahsiliği ilkesi” dir. Bu husus Anayasamızda ve TCK’da düzenlenmiştir. Anayasanın 38/7.maddesinde “Ceza sorumluluğu şahsidir” ve TCK 20/1.maddesinde “ Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Denilmektedir. Bu nedenle şu anyürürlükte olan mevzuatımıza göre çocuğun işlediği suçtan ailesinin sorumlu tutulması mümkün değildir.

Mümkün olabilmesi için ciddi bir kanunu düzenleme yapılması gerekmektedir. Şu an için aileye yaptırım uygulanması mümkün değil. Çocuk koruma kanunun 3/2.maddesinde “Suça Sürüklenen Çocuk” Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu” ifade eder denilmektedir. Bu çocuklar hakkında 12 yaşının üzerinde olan için soruşturma ve kovuşturma yapılabilir. Türk Ceza Kanunu ve özel kanunlarda düzenlenen suçlar sebebiyle bu çocuklar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılabilir.

Bir daha bu tür olayların yaşanmaması, geleceğimiz olan çocuklarımızla ilgili daha güzel haberler yapabilmek dileğiyle, Av. Gülhan Küçükkatrancı’ya verdiği bilgiler için teşekkür ediyorum.

BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir