Herkese kucak dolusu sevgi ve saygılarımla merhabalar.
22.11.2025 - 20:16
YAYINLANMA24.11.2025 - 13:51
GÜNCELLEME22.11.2025 - 20:16
YAYINLANMA:24.11.2025 - 13:51
GÜNCELLEME:
Geçtiğimiz günlerde Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldik.
İLETİŞİM FAKÜLTESİ GENÇLERİYLE BULUŞMA
Dr. Öğretim Görevlisi, Yazar Handan Musaoğlu ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu söyleşinin en özel anlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Genç ve pırıl pırıl öğrencilerle aynı ortamda olmak her zamanki gibi beni çok heyecanlandırdı. Her birinin geleceğe dair hayalleri ve hedefleri var. Mezuniyet sonrası mesleklerini icra etmek ve kendi alanlarında deneyim kazanmak istediklerini görmek umut vericiydi.
Hocamız Handan Musaoğlu’nun ve benim kariyer yolculuklarımızdan yola çıkarak mesleki tavsiyeler verdiğimiz bu buluşmada, haberciliğe adım atma sürecimizi anlattık. Spikerlikte disiplinin, sürekli çalışmanın ve doğru Türkçe kullanımının vazgeçilmez olduğunu vurguladık. Ekranda gördüğünüz üç dakikalık bir haberin arkasında saatler süren hazırlık emeği olduğunu hatırlatarak, her mesleğin görünmeyen kahramanlarına da dikkat çektik.

“ÖZÜNÜZÜ KAYBETMEYİN”
İletişim alanında fark yaratmak isteyen öğrencilerin kendilerini sürekli geliştirmeleri gerektiğini söyledik. Mesleğin yalnızca görünürlükten veya güzel konuşmaktan ibaret olmadığını; doğru bilgiye ulaşmak ve o bilgiyi izleyiciye ya da okuyucuya güvenilir şekilde aktarmanın temel sorumluluk olduğunu vurguladık. Habercilikte özünüzü kaybetmeyin mesajını özellikle altını çizerek paylaştık.
Akademik başarının yanında, uygulama ve deneyim fırsatlarının sunulduğu ortamlarda bulunmanın gerekliliğini konuştuk. Teorik bilgi ile pratiği birleştirmeleri gerektiğini belirttikten sonra öğrencilerin görüşlerini de aldık. Çoğunun ortak kaygısı ise gelecekteki iş imkanlarının sınırlı oluşuydu. Gençler, kendilerine fırsat verilmesini ve yollarının açılmasını istiyor. Bölümlerinin ciddiyetinin farkında olan tüm öğrencilere başarılar dileyerek Handan Musaoğlu ile birlikte hatıra fotoğrafımızı çektirip söyleşimizi tamamladık.

SÖZÜMÜZÜ TUTTUK
“Konakta Entrika” öğrencileriyle buluştuğumuz söyleşide, yazılarına ve şiirlerine sayfamda yer vereceğime söz vermiştim.
Her buluşmamda gençlere imkân tanınmasının, onlara umut ışığı olabilmenin önemine değiniyorum. Şimdi o sözleri tutma zamanı. HBV Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım 3. sınıf öğrencisi Turan Efe İLER’in Lider ile Kültür Sanat – Hayatın İçinden sayfasına özel kaleme aldığı yazıyı sizlerle paylaşıyorum:
DUMANIN İÇİNDE SAKLI
Kintsugi diye bir kelime okumuştum daha önce. Kırılmış ya da çatlamış bir seramiğin, porselenin veya camın altınla onarıldığı geleneksel bir Japon sanatı. Kırıkların saklanmadığı, aksine onlara değer katıldığı bir felsefe.

Tıpkı hayaller gibi…
Herkesin hayalleri vardır. Kiminin maaşına zam almak, kiminin kanatlanıp uçmak, kimininse yalnızca karnını doyurmak. Bazı hayaller imkânsız görünür, bazılarıysa yarın kadar yakındır.
Ben yirmilerinin başında bir gencim. Ve herkes gibi benim de hayallerim vardı. Sade ve sıradan bir hayal: Bir aile kurmak. Huzurlu bir ev, bir kız ve bir erkek çocuk, güzel bir eş… Belki sıradandı ama benimdi. Önümde uzun bir yol var sanırdım, bilmiyorum.
Bugün 15 Kasım 2025. Bu satırları sevgilimi kaybedişimin üçüncü yılında yazıyorum. Beş yıl önce tanışmıştık. O benim çocukluğum, gençliğim, hayallerimdi. Onunla birlikte parçalanmış hayallerimi de toprağa gömdüm.

Gözlerinin içi gülen bir çocuktan, gözlerinin feri solmuş bir adama dönüştüm. Belki hayatın gerçekleriyle tanıştım, belki kimsenin yaşamaması gereken bir acıyı yaşadım. Yıllarca yeniden hayal kurmadım.
Ta ki “O” kişi gelene kadar.
Kendi hayallerini ve umutlarını da getirmişti yanında. Bir Kintsugi ustası gibi, benim kırılmış hayallerimi altınla onarıp önüme koydu. Gözlerim yeniden parladı; içimdeki ağlayan çocuk gülmeye başladı. Hayal kurabilmenin verdiği o eşsiz mutlulukla hayata yeniden bağlandım.

Tatmadığım duygular tattım, hissetmediğim güzellikler hissettim. Yeni hayaller kurdum, mutluydum. Fakat bir o kadar da korkuyordum. Ya o acıları yeniden yaşarsam? Ya hayallerimi bir kez daha kaybedersem? Bu korkuyla kendimi hiçbir zaman tam olarak ifade edemedim; hep geri durdum.
Hayatımda ilk kez biri benim için bir şiir yazdı:
“Gözlerin ayn-ı inayettir, kime ede nazar”
“Kirpiğin sehm-i saâdettir, kime ola nasib”
Bu şiire hiçbir zaman cevap veremedim. Ne bilgi birikimim vardı buna karşılık verecek, ne de cesaretim. Kendi korkularımın esiri olmuştum. Âşık olamadım…

Hayaller güçlüdür. İnsana imkânsızı yaptırır, cesaret verir, güçlendirir. Ama hayallerin en büyük düşmanı korkulardır. Aldığı her şey insanı zayıflatır, cesaretini kırar, aşkından eder.
Korkularım beni ele geçirmişti. Savaşacak gücüm kalmamıştı. Ve sonunda hayallerimden yine vazgeçtim.
Bugün bir fırsat çıktı karşıma. Ya kırılmış hayallerimin beni tüketmesine izin vereceğim ya da hayal kurmaktan asla vazgeçmeyeceğim.

Bana gelirsek… Belki yeni hayaller kurarım, belki eskilerine tutunurum. Bilmiyorum.
Ama şimdi, siz değerli okurlarımızın huzurunda, loş bir kafede, sigaramdan düşen küller eşliğinde yalnızca yapmam gereken şeyi yapmak istiyorum:
“Ne bilir âlem‑i zâhir, bu dildeki esrârı”
“Göze inen gölgedir, kalpteki bin inkârı”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir