Geri

FETÖ’CÜ HAİNLERİN ‘İHANET’ GÜNLÜKLERİ

00:05:46 | 2021-02-12
Şefik ÇÖMEZ
Şefik ÇÖMEZ     

2008 yılında bir ilimizde polis memurluğundan, komiser yardımcılığına geçiş sınavında soruları sızdıran sözde imam, 2016 yılında yakalanıyor ve itirafçı oluyor. Sınavdan önce örgüt elemanları ile sık sık görüşüp toplantılar yaptığını, soruları ve cevapları verdiği 13 kişinin sınavı kazandığını söylüyor.

Bu 13 kişinin isimlerini de sayıyor. O sene o ilden ise toplamda 15 kişi sınavı kazanıyor. Yani sınavı kazanan iki kişi FETÖ’cü değil. Bu iki kişiden birisi erkek diğeri bayan ve 15 kişiden 14’ü il merkezinde görev yapıyor. FETÖ’cü olmayan erkek ise şehir merkezine 130 km uzaklıktaki bir ilçede görev yapıyor.

Hal böyle iken sınavı kazanan 15 kişinin, 15’i de açığa alınıyor. Yani devletinin yanında olan 2 komiser mağdur oluyor, devletten soğutuluyor. Oysa bu iki komiser açığa alınmadan önce yapılacak çok basit bir işlem vardı. Cep telefonlarının döküm ve sinyal bilgilerini incelemek…

O komiserler açığa alınmadan bu işlem yapılsaydı, 15 kişiden kaçının birbiri ile irtibatlı olduğu, hatta ilçedeki polisin bir yıla yakın bir süredir il merkezine bile gitmediği, FETÖ’cü 13 kişiden de hiç birisinin o polis memurunun görev yaptığı ilçeye gitmediği anlaşılacaktı.

Bahsettiğim 2 komiser daha sonra haklarında adli işlem bile başlatılmadan görevlerine iade edildi. Edildi ama ne fayda… Alınlarına kara leke çalındı bir kere.

Yine bir ilimizde 2018 yılında FETÖ şüphesi ile açığa alınan bir polis memuru şikayet dilekçesi hazırlıyor. Dilekçede o ilde görev yapan değişik rütbelerde 23 polisin ismi var. Ve dilekçesindeki isimlerden sadece birkaç tanesinin FETÖ’cü olduğundan şüphelendiğini, diğerlerinin ise FETÖ karşıtı olduğunu yazıyor.

Dilekçede ismi geçenlerden yaklaşık yarısını bizzat tanıyorum. 17/25 aralık öncesinde bile FETÖ’cüleri sevmeyen, onlarla oturup bir bardak çay dahi içmeyen kişilerdi. Yukarıda da yazdığım gibi zaten şikayet dilekçesini yazan kişi birkaç kişinin FETÖ’cü olduğundan şüphelendiğini diğerlerinin karşıt olduğunu yazıyor.

Karşıt olanlarından bazılarının karşıtlığını da örnek vererek anlatıyor. Mesela dilekçede adı geçen 2 polisin FETÖ karşıtı X tarikatından olduğunu, yine dilekçede adı geçen bir emniyet müdür yardımcısı ile bir komiserin FETÖ’cüler ile ilgili çalışma yaptıklarını, yaptıkları bu çalışmalarla önemli birimlerde görev yapan ve FETÖ’cü olduğundan şüphelendikleri kişileri pasif görevlere çektiği yazıyor.

Buna rağmen yine bahsettiğim üst düzey yöneticiler dilekçede adı geçen 23 kişinin tamamına FETÖ şüphelisi olarak idari soruşturma açıyor. Olayı öğrenen ve dilekçede ismi geçmeyen eski istihbaratçı bir polis memuru, eski istihbaratçı olması hasebiyle dilekçede ismi geçenlerin çoğunu tanıyor.

FETÖ’cü olmadıkları gibi, FETÖ ile mücadele eden kişiler olduğunu da biliyor. ‘’Ve bu arkadaşlarıma kurulan bir kumpastır, ben buna seyirci kalamam, Ankara’ya gidip kendimi Kızılay meydanında yakacağım’’ diyerek sosyal medyada paylaşım yapıyor ve Ankara’ya doğru yola çıkıyor.

Polis memurunun bu davranışı nedeniyle ilin koskoca valisi polis memurunu telefonla arayarak ‘’Evladım geri dön. Eylem yapmana gerek yok. Bahsettiğin dosya ile bizzat ben ilgileneceğim’’ demesi üzeri polis memuru geri dönüyor.

Bir yıl boyunca kapanmayan böylesine saçma sapan bir soruşturma, o polis memurunun girişimi ile iki gün sonra kapatılıyor. Ve soruşturma sonunda kimseye de ceza verilmiyor. Hatta soruşturmada adı geçen yaklaşık 10 kişinin ne ifadesi alınıyor, ne sana soruşturma açtık deniliyor, ne de soruşturmayı kapattık deniliyor. Yani bu kişilerin soruşturma geçirdiğinden haberi bile yok.

ADALET İŞTE BUDUR

Hatta bu soruşturma yüzünden; başpolis memurluğundan komiser yardımcılığına terfi edecek iki arkadaşımız terfi de edemiyor. Yapılan bu soruşturmadaki bir başka olay ise; idari soruşturma bitince adli makamlara konu bildiriliyor. Oysa yürürlükteki TCK’ya göre kolluk kuvveti bir ihbar aldığında anında Cumhuriyet savcısına bilgi vermek zorundadır.

Anlattığım olayda ise Cumhuriyet savcısına yaklaşık bir yıl sonra bilgi veriliyor. Savcı kendisine geç bilgi verildiği için o üst düzey yöneticilere soruşturma açtı mı orasını bilmiyorum. Ancak savcı dilekçede adı geçen 5 kişi hakkında zaten adli soruşturma yürütüldüğünü tespit ederek mükerrer soruşturma olacağından ‘’SORUŞTURMAYA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA ‘’ dair karar veriyor.

Diğer 18 kişi için ise şüpheli hiçbir bulguya rastlamadığını belirterek Onlar hakkında da ‘’SORUŞTURMAYA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA’’ dair kararını vererek dosyayı iki ayda kapatıyor. O savcımızı, bu kadar çok şüphelisi olan ve terör iddiası içeren bir dosyayı bu kadar kısa sürede sonuçlandırdığı ve ilgili tarafları bilgilendirdiği için gerçekten tebrik ediyorum.

ADALET İŞTE BUDUR… Çünkü; geç gelen adalet,  adalet değildir.


ETİKET :  fetöihanetşefik çömez


Yazıyı Sesli Dinle