Bazen neye, nasıl başlayacağını bilemez insan… O anlardan birini yaşıyorum şu an. Kelimelerle ifade edemeyecek kadar yüklü bir acının buruk sevinciyle atıyor sol yanım. Geriye dönüp baktığımda, annesiz geçen 13 yılın ağrısıyla yazıyorum satırlarımı…
10.01.2026 - 19:06
YAYINLANMA12.01.2026 - 06:08
GÜNCELLEME10.01.2026 - 19:06
YAYINLANMA:12.01.2026 - 06:08
GÜNCELLEME:
ADIYLA YAŞASIN SÖZÜNÜN EN GÜZEL ÖRNEĞİ
Bebeği olan bir anneye “Adıyla yaşasın…” derler. Ben bu sözün anlamını yıllarca anlayamamıştım. Adıyla yaşasın ne demek ki? Birinin adıyla yaşaması, sevdiğin o kişinin adının sürekli zikredilmesi kadar kıymetli bir şey yokmuş bu hayatta. Annemin vefatından sonra kendimle çok savaştım. Ölümünü kabullenmek benim için hiç kolay olmadı ve onu yaşatmak için, gücüm yettiğince, annemi bana hatırlatması adına hayata yeni şeyler kazandırdım. İlk kitabım Adın Ömrüme Hatıra, anneme ithafen yazılmıştı. Şimdilerde ise annemin adını yaşatmak için bir adım daha attım. Antalya’nın Kepez ilçesindeki Dede Korkut Anaokulu’na “Suzan Teyze Kütüphanesi” açılışı için hazırlıklar içindeyim.

DEDE KORKUT ANAOKULU'NDA ANNE KOKUSU
Geçtiğimiz aylarda Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürü Kenan Yavuz’u ziyaret ederek, aklımda olan kütüphaneyi hayata geçirmek için kıymetli müdürümüze Kepez’in bir okuluna kütüphane kurmak istediğimi belirttim. Müdür Bey, bu düşüncemden duyduğu memnuniyeti dile getirerek kütüphanenin hayata geçmesi için onayını verdi.
Dede Korkut Anaokulu Müdiresi Fatoş Süter ile birlikte yaptığımız kütüphane toplantısı sonrası, planlı ve hızlı bir şekilde kütüphane sınıfını oluşturmak için harekete geçtik. Sadece kütüphane sınıfı değil, merdiven boşluğunu da kütüphane etkinlik alanına dönüştürme fikriyle sevgili Fatoş Süter’le kolları sıvadık. Okulun öğrencileri için sıcacık, evlerindeki sıcaklığı ve güveni hissettirecek bir kütüphane sınıfı oluşturduk. Suzan Teyze Kütüphanesi’ni açmamıza çok az bir zaman kaldı.

MASALLAR DİYARINA YOLCULUK İÇİN KÜTÜPHANEMİZ HAZIR
Bu yola çıkarken kütüphane sınıfı kurmanın kolay olmayacağını biliyordum. Annemin adına yakışır, en iyisini yapmak düşüncesiyle yola çıkmıştım ve şükürler olsun, niyetinde olanlar en güzel haliyle oldu. Sınıf ve merdiven altı parkelerimiz döşendi, kitaplarımız için raflarımız en güvenilir şekilde monte edildi. Yetişkin ve çocuk kütüphanesi olarak ayırdığımız raflar için kitaplarımız, Yıldız Kitabevi tarafından özenle seçildi. Satranç masamız, legolar, akıl ve zekâ oyun setleri, bilim alanı ve kütüphanenin özgür köşesi olarak tasarlanan duvarımız Fatoş Süter tarafından boyanarak, çocuklarımızın ilgisini çekecek projelerle kütüphanemiz renklendirildi. Öğrencilerin masal diyarlarına yapacakları keyifli yolculuk için kütüphanemiz hazır.

KİTAPSEVER MİNİKLERE VE YAZARLARA TEŞEKKÜRLER
Tüm bunları yaparken elbette yalnız değildim. En büyük destekçilerim yine yazar dostlarım, aileler ve çocuklar oldu. Suzan Teyze Kütüphanesi için kitap hediye etmek isteyen çocuklarımıza ve yazar dostlarıma teşekkür ediyorum. Birçok yazar arkadaşım, yazmış oldukları çocuk kitaplarını okulumuz ve açılacak olan kütüphanemiz adına imzaladı. Birçok çocuğumuz da kendi kütüphanesinden Suzan Teyze Kütüphanesi için en sevdiği kitapları ayırarak kütüphanemize hediye etti.

Hala kitap desteğinde bulunmak isteyen kitapsever dostlarımızdan mesajlar alıyorum. Bu destekler beni çok mutlu ediyor. Her biri elbette kıymetli ve çok değerli.
SADECE BİR KÜTÜPHANE DEĞİL YAŞAYAN BİR EV OLSUN İSTİYORUM
Kütüphanemizin açılışına sayılı günler kala heyecanım, hüznüm ve mutluluğum giderek artıyor. “Adıyla yaşasın” sözünün anlamını annemin gidişiyle öğreten hayata, annemin adını vererek yaşatmak istediğim bir kütüphane hediyem olsun istedim. Fatoş Süter’in de desteğiyle biliyorum ki kütüphanemiz yaşayan bir ev olacak; yolu kütüphaneye düşen herkes o kütüphanenin havasını bir başka soluyacak.

Annemin adı, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sevgisiyle Dede Korkut Anaokulu’nda yaşayacak. Bu, tarif edilemez bir his; izahı olmayan bir mutluluk…
BİR YARIM HÜZÜN
BİR YARIM SEVİNÇ…
“Benzeri olmayan bir acının, duyulmamış çocuk sesleri çınlıyor kulaklarımda.
Elimden tutup beni okuluma götüren annemin ayak sesleri, şimdi bu okulun koridorlarında iz sürüyor.
Bedenimden daha ağır bir sessizliğin hüznü var sol yanımda…
Anne eli değmiş beslenme çantası hazırlar gibi hazırlıyorum kütüphaneni…
Anne duasıyla okula gönderilen bir çocuk gibi duvarlara işliyorum adını…
Bir yarım çocuk, bir yarım kadın.
Bir yarım evlat, bir yarım anne.
Bir yarım hüzün, bir yarım sevinç.
Sanki birazdan arkamdan adımı seslenecekmişsin gibi boğazım düğüm düğüm…”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir