Geri

MECLİSE BAK MECLİSE!

00:00:10 | 2021-04-09
AHMET DEMİR
AHMET DEMİR      

Bazen olayları yerinde incelemek, gözlemlemek ve bizzat içerisinde bulunarak takip etmek sizi hem bilgi sahibi hem de fikir sahibi yapar.

Her türlü detayı görme, olaylara geniş bir yelpazeden bakma ve kimlerin ne söylediğini, nasıl davrandığını yakından görme fırsatınız olur.

Durum böyle olunca da “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş” eleştirilerine maruz kalmazsınız. Tıpkı Korkuteli’nde son dönemlerde yaşananlar gibi.

Sürekli Arasta Çarşısı ve pazar yeri ile gündeme gelen Korkuteli’nde salı günü meclis toplantısı vardı. Nisan ayı olağan meclisinde hem Arasta ve pazar yeri hem de meclis faaliyet raporuyla alakalı kimler ne düşünüyor, Korkuteli halkının helal oyları ile seçilmiş belediye başkanı ve meclis üyeleri hangi partiden olduğuna bakmaksızın ne düşünüyor diye izlemek amacıyla meclis toplantısını yerinde takip ettim.

Yıllardır Antalya ve ilçelerinde meclis toplantılarını takip eden bir gazeteci olarak hayatımda ilk kez bir meclis beni çok ama çok şaşırttı.

İçlerinde birkaç dönem meclis üyeliği yapmış tecrübeli kişiler olmasına rağmen bazı meclis üyelerinin sadece türbinlere oynadığını, sırf alınan kararlara muhalefet olsun da sonucu ne olursa olsun mantığında hareket ettiklerini görmek, Ömer İşlek karşıtlığının bazı gözleri kör edercesine mahkeme kararlarına bile karşı gelmek durumunda kalmaları doğrusu beni hayretler içerisinde bıraktı.

Bir meclis üyesi gelen her türlü karara siyasi olarak bakarak oy kullanabilir, meclis toplantısını terk edebilir, grup kararlarına karşı çıkabilir velhasıl her türlü siyasi şovu yapabilir ancak mahkeme kararlarına nasıl karşı gelebilir işte onu anlamış değilim.

Malumunuz Korkuteli’nde bir pazar yeri meselesiyle başlayıp aylardır devam eden bir tartışma süreci var.

Akdeniz Üniversitesi’nden alınan bir rapora ve bu raporda yazan “Mal ve Can Güvenliği” gerekçesine dayanılarak idare tarafından Pazar yerinin yıkılarak başka bir alana taşınmak istenmesi fitili ateşledi. Meclisteki aritmetiği fırsat bilen muhalefet hem Korkuteli Meclisinde hem de Büyükşehir Meclisinde idare tarafından alınan karara karşı çıkarak konuyu farklı boyutlara çekme yarışına girdi.

Muhalefet ki;  içlerinde Hukukçu olan vekiller de dahil olmak üzere İdarenin raporda yazan can ve mal güvenliği ibaresini görmezden gelmesini, olabilecek bir çökme veya yıkılma esnasında ölümlere ve yaralanmalara sebep olunabilecek durumu savsaklamasını isteyip hem rapora hem de ölüme meydan okudular.

BAKINIZ BEYLER, BAYANLAR!

Pazar yerinin taşınması, yeni bir yer bulunması, yeni yer yapılmadan yıkılması, yeni alanın yakın olması uzak olması, eski pazar alanının çatı ve kolonlarının güçlendirilmesi hepsi tartışılabilir.

Ancak hem kendi döneminizde o pazar ile ilgili rapor alıp hem de o raporu görmezden gelmek, o raporu yok saymak hem pazarcı esnafının hem de orada alışveriş yapanların canlarını hiçe saymaktır.

Allah korusun yarın bir gün yaşanabilecek kötü bir olayda hem mahkemelerde hem de vicdanlarınızda mahkum olursunuz.

“Bana ne yahu nasıl olsa Başkan Ömer İşlek, pazar yerinde bir çökme olsa birkaç kişi ölse yargılanacak olan başkan ve belediye idaresi” diye düşünüyorsanız o da sizin insani muhasebeniz ki ona da ben karışamam.

Ama size şunu hatırlatayım ki son aldığınız meclis kararı ile Ömer İşlek’i kurtarıp kendinizi o cenderenin içine de attınız haberiniz olsun. Çünkü bu alana pazar kurulamayacağına dair mahkeme kararı olmasına rağmen ısrarla pazarın kurulmasını istediniz.

MAHKEME KARARI YOK SAYILDI

Ancak olası aksi bir durumda (ki hiç istemem) o yok saydığınız mahkemeler ne sizi ne de sizin almış olduğunuz kararları yok sayar. Doğrusu merak etmiyor da değilim bir meclis üyesi bir mahkeme kararını nasıl yok sayar.

Mahkemenin aldığı karara karşı kişisel itiraz hakkını kullanabilirsiniz, bir üst mahkemeye gidebilirsiniz ancak yok sayamazsınız. Bunca yıllık meslek hayatımda böyle bir meclis kararı hiç görmedim.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mahkemeleri bir karar alacak ancak siyaset yapma hevesindeki birkaç meclis üyesi o kararı yok sayacak. İnanılır gibi değil.  Neyse bize en doğruyu gösterecek olan da zamandır.

Hani demişler ya “Hele şu toz duman bir dağılsın bindiğin at mı eşek mi görürsün”

O yüzden biraz zaman geçsin kararlar doğru mu yanlış mı hep birlikte görürüz.


ETİKET :  köşe yazısıahmet demir


Yazıyı Sesli Dinle