Geri

POLİSİMİZ NEDEN İNTİHAR EDİYOR?

00:03:20 | 2021-06-18
Şefik Çömez
Şefik Çömez     

Basından takip ettiğim kadarı ile son bir ayda yirmi polisimizin “intihar ettiği” haberlerini görüyoruz. Çok acı, çok üzücü ve de çok yüksek bir rakam.

***

Bu köşeyi takip eden arkadaşların bildiği gibi bende yirmi beş yıl o üniformayı üzerimde taşıdım. Hiçbir iş yapmasanız bile o üniformayı taşıyabilmek meziyettir. Üniforma ağırdır. Sokakta hemen insanların dikkatini çeker. Görüş mesafesine girdiğiniz herkes sizi göz ucuyla da olsa süzer. Her gün yüzlerce insanın göz süzgecinden geçersiniz.

***

Elimde kesin veriler olmamakla birlikte gözlemlerime dayanarak yazıyorum; Polis intiharlarının ancak yüzde yirmisi şahsi ve ailevi sebeplere dayanırken, yüzde sekseni mesleki sebeplerdir.

***

Mesleki sebeplerin en başında ise uzun ve yorucu çalışma saatleridir. Normal bir devlet memuru masa başında aylık yüz altmış saat çalışırken, bir polis; aylık en az iki yüz kırk saat,  -40 derece soğukta, +45 derece sıcağın altında sokakta çalışır. Ve muhatapları; Ya bir terörist, ya bir tecavüzcü, ya bir katil, ya bir hırsız, ya bir uyuşturucu satıcısı, ya da en hafif hali ile alkollü bir sürücüdür.

***

Yukarıda aylık en az iki yüz kırk saat çalıştıklarını yazdım. En az cümleme dikkat edin lütfen…  Çünkü; Bu çalışma saati  (Herhangi bir operasyon, spor müsabakası, festival, toplantı gösteri yürüyüşü, devlet büyüklerinin şehre gelişi, deprem, sel gibi doğal afetler, seçimler, kongreler, kurultaylar, personel eksikliği vb) olağan üstü durumlarda aylık dört yüz saate kadar çıkabilir.

***

Açık alanda ve ayakta uzun çalışma saatleri hem de muhataplarının toplumdan dışlanmış kişiler olması polisi bedenen ve ruhen yıpratır. Çürümüş bir ceset ile saatlerce uğraşır, günlerce yemek yiyemez. Öz babasının, abisinin tecavüzüne uğramış çocuğun ifadesini alır, insanlığından utanır.

***

Bunlar yetmezmiş gibi (Eskisi kadar olmasa da) bir de amir baskısına maruz kalır. Bu baskıyı yapan amirlerin çoğu devletin işinin daha iyi yapılması için değil, kendi egosunu tatmin etmek için yapar. Zaten devletimizin işini iyi yapmak isteyen amir; memuruna baskı yapmaz. Aksine Onları motive eder.

***

Zaten memurun amirinden çok bir isteği yoktur. Olur olmadık yere azarlanmaması, yasal hakkı olan iznini kullanması, amirlerinin adil davranması onlar için kafidir. Hele bir de arada sırada amirleri onlara halini hatırını sordu mu onlardan mutlusu olmaz.

POLİS AMİRLERİNE TAVSİYELERİM

Sevgili rütbeli polislerimiz! Sizin oturduğunuz koltuklarda yıllarca ben de oturdum. Öncelikle şunu bilin ki; ‘’Oturduğunuz koltukla değer kazanmayın. Oturduğunuz koltuğa değer kazandırın’’ sizin yıldızınızı üst ve amirleriniz değil, sizi seven astlarınız parlatır.

***

Kendinizi astlarınıza sevdirin. Onlara fazla mesai yazmayın. Lüzumsuz yere azarlamayın. Zaman zaman mahiyetinizdeki her ekip otosuna binip Onlarla yarım saat devriye atın, zaman zaman çalıştıkları odaya girip çaylarını için. Dertlerini dinleyin. En önemlisi her zaman odanızın kapısını açık tutun ve onların yanınıza gelmesini sağlayın. Ve asla yanınıza gelen memurunuzu misafir koltuğuna oturtmadan dinlemeyin.

***

İmkanlarınız el veriyorsa; bazen şubede kendi ellerinizle çiğ köfte, mangal yapıp astlarınıza ikram edin. Buna imkan yoksa; Evinizde, eşinize bir tepsi börek yaptırıp astlarınıza ikram edin. Pire kadar küçük hatalarını deve yapmayın.

***

İzin talep eden personelinizi geri çevirmeyin. Hasta olduğunu beyan eden personelinize inanın. Rapor alana ‘’ Niye rapor aldın’’ diye eleştirmeyin. Aksine; ‘’Geçmiş olsun’’ deyin. Ve kendisini bizzat devletin size verdiği araba ile evine götürüp, istirahat etmesini sağlayın. Gidebiliyorsanız, evine giderek hasta ziyareti yapın. Gidemiyorsanız telefon açıp nasıl olduğunu sorun.

CANLARIMIZ GİTMESİN…

“Her zaman amir haklıdır” mantığından vaz geçin. Yapılacak işlerde astlarınızın da fikrini alın. Omuzlarınızdaki yıldızların size üstünlük değil, sorumluluk yüklediğini unutmayın. Bunlarını yaparsanız otoritenizi filan kaybetmezsiniz. Aksine astlarınızın sizi şeklen değil, kalben sevmesini sağlarsınız. Personelinizin hayatına dokunmak, çocuğunun sınav durumunu, varsa sağlık durumunu sormak çok zor değil... Yakınlaşın, yaklaştırın...

Bu saydıklarımın bir kısmını yapsanız bile, sorumlu olduğunuz birim huzurlu ve başarılı olur.

Ben bu dediklerimi hep yaptım. Sizde yapın. Yapın ki; Canlarımız gitmesin…


ETİKET :  şefik çömezköşe yazısıson dakika


Yazıyı Sesli Dinle