Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşması yaptı. Önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan
24.07.2023 - 09:00
YAYINLANMA24.07.2023 - 09:00
GÜNCELLEME24.07.2023 - 09:00
YAYINLANMA:24.07.2023 - 09:00
GÜNCELLEME:
Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan, çalışanından emeklisine hiç kimsenin mağduriyetinin
kalıcı olmasına rıza göstermeyeceklerini belirterek, "Hem bütçe
gelirlerini artırmaya hem de bütçe dışı kaynak sağlamaya yönelik
çalışmalarımızın semeresini gördükçe, kendini mağdur hisseden tüm kesimlerin
gönlünü mutlaka alacağız. Bunu da çok gecikmeden, yılbaşı civarı neticeye
ulaştırmayı planlıyoruz." dedi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından
millete seslenen Erdoğan, hükümet olarak uyguladıkları ekonomi politikasını,
dünyadaki benzer politikalardan ayıran en önemli özelliğin, önceliklerinin
başında istihdamın gelmesi olduğunu söyledi.
Geçmişte, Türkiye'de ve dünyada gelişmekte olan pek çok yerde
uygulanan ekonomi politikalarının en büyük zararı istihdama verdiğini aktaran
Erdoğan, "İşsizliğin arttığı, insanların evlerine götürecek ekmek
bulamadığı bir ortamda, kağıt üzerindeki göstergelerde elde edilen düzelme, toplumlara
beklenen refahı, ülkelere beklenen huzuru sağlayamıyordu. Dolayısıyla bizim
için ekonomik istikrar demek, istihdamı düzenli olarak artıran sürdürülebilir
büyüme demektir." diye konuştu.
En az bunun kadar bir diğer önceliklerinin de ülkenin ve
toplumun tüm dengelerini bozan enflasyonla mücadele olduğunu vurgulayan
Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hiç şüphesiz finansal istikrar da bu tablonun ayrılmaz bir
parçasıdır. Türkiye'nin maruz kaldığı onca sıkıntıya, saldırıya, felakete
rağmen her alanda hala dimdik ayakta kalmasının, bölgesel ve küresel güç olarak
kabul görmesinin gerisinde işte bu politika vardır. Biz ülkemiz ekonomisini,
sonuçlarla uğraşarak değil, sebeplere inip onları ortadan kaldırarak büyüttük,
geliştirdik, diğer alanlardaki iddialarımızın dinamosu haline getirdik. Bugün
de aynı anlayışla hareket ediyoruz. İstihdamı artıracak, enflasyonu düşürecek,
finansal düzelmeyi sağlayacak her tedbiri alacak, uygulayacak, sonuçlandıracak
ve ortaya çıkan zenginliği milletimizin her bir ferdine yayacak bir politika
izliyoruz."
Her dönemde olduğu gibi, bu dönemde de politikaları hayata
geçirirken önlerine çıkan zorluklar bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Her
şeyden önce, sadece arz-talep ilişkisi üzerine kurulu iktisadi teorilerin,
ülkemizde tam karşılık bulamadığı bir gerçektir. Bunun sebeplerinden biri,
bilhassa küresel ekonominin dümenini elinde tutan güçlerin Türkiye'ye yönelik
siyasi yaklaşımlarının ekonomik mantığın önüne geçmesidir."
değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi, ekonomik ve askeri olarak güçlenen, kendi politikalarını
belirleyip hayata geçiren bir Türkiye fotoğrafının kimsenin işine gelmediğini
belirten Erdoğan, bu yüzden de sürekli gizli-açık engellemelere, kural dışı
uygulamalara maruz kalındığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin durumunu farklı kılan bir
diğer sebep ise kimi dönemlerde avantajımız olan esnek sosyal ve ekonomik
politikalarımızın, uzun vadeli politikaların ve kuralların kökleşmesini
zorlaştırmasıdır." dedi.
"VERİM, TASARRUF EKONOMİSİNDEN YANA
OLALIM"
Türkiye'de insanların tasarruf alışkanlığında döviz ve altının
ağırlıklı yer tuttuğunu dile getiren Erdoğan, "Önemli bir kısmı da yastık
altında duran bu varlıkların, iktisadi işleyişe, dolayısıyla istihdama ve
üretime katkısı olmuyor. Onun için gelin, milletime sesleniyorum, 'Biz verim
ekonomisinden yana olalım, tasarruf ekonomisinden yana olalım, israf
ekonomisini bir kenara koyalım'. Bunun ne benim milletimin kendisine ne de
devletime faydası vardır." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yükselen fiyatlar sebebiyle gayrimenkul
ve otomobil piyasasının cazip hale gelmesinin üretim artışının hak ettiği yere
ulaşmasını engellediğini de belirterek, şunları kaydetti:
"Bu gerçekler çerçevesinde tamamen siyasi kaygılarla
serdedilen sözde değerlendirmelerin ne ülkemize ne milletimize ne de yaşanan
sorunların çözümüne zerre kadar faydası vardır. Türkiye gibi rezerv para veya
petrol-doğal gaz gibi karşılıksız gelir sağlayan kaynaklara sahip olmayan bir
ülkenin, tercüme değil, telif iktisadi analizlere ve çözüm yollarına ihtiyacı
bulunuyor. Ülkemizin en büyük talihsizliği, dünyadaki gelişmeleri ülkemizin
gerçekliğiyle mezcederek, milletimizin önüne ufuk açıcı teoriler koyacak
iktisatçılardan uzun yıllar boyunca maalesef mahrum kalmasıdır."
"KENDİ
POLİTİKAMIZDA ISRAR EDİYORUZ"
Yaşanılan tecrübeler ışığında, Türkiye'nin önünde istihdam ve
üretim dışında çıkış yolu olmadığına kanaat getirdiklerini belirten Erdoğan,
"Kendi politikamızda ısrar ediyoruz." dedi.
Türkiye'ye 21 yılda kazandırılan eğitim, sağlık, güvenlik,
ulaştırma, enerji, konut başta olmak üzere tüm alanlardaki yaygın altyapının,
büyümenin en önemli itici gücü olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hamdolsun bu sayede ticaretten sanayiye, tarımdan turizme,
istihdamın ve üretimin lokomotifi olan her alanda çarklar harıl harıl
dönmektedir. İhracatımız ve turizmimiz, neredeyse her ay rekorlar kırarak
yoluna devam ediyor. Ülkemiz giderek artan bir şekilde, uluslararası
yatırımcıların ilgisini çekiyor. Yaptığımız her görüşmede, ülkemize
milyarlarca, on milyarlarca dolarlık yatırım sözü alıyoruz. Bu yatırımların
ağırlıklı kısmını, birilerinin iddia ettiği gibi varlık satışı değil, istihdama
ve üretime dönük projeler oluşturuyor. Cari dengemizin en önemli handikabı olan
enerji ithalatımızı, keşfettiğimiz doğal gaz ve petrol rezervleriyle kademe
kademe azaltacak olmamız, hareket alanımızı daha da genişletiyor."
"HİÇBİR
KAZANIMINDAN EN KÜÇÜK BİR GERİ GİDİŞE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi son 20 yılda,
yılda ortalama yüzde 5,5 büyüttüklerini, milli geliri 238 milyar dolardan 1
trilyon dolar sınırına getirdiklerini, satın alma paritesine göre milli gelir
sıralamasında dünyada da 11'inci sıraya çıkarttıklarını bildirdi.
İstihdamı 19 milyondan 32 milyona yükselttiklerini, ihracatı 35
milyar dolardan 254 milyar dolara ulaştırdıklarını, turist sayısını 15
milyondan 52 milyona, turizm gelirini de 12 milyar dolardan 46,5 milyar dolara
sıçrattıklarını söyleyen Erdoğan, "Velhasıl her alanda eşi benzeri
görülmemiş başarılara imza atarak, bugünlere getirdik. Nüfusu artan, onunla
birlikte iş gücüne katılım oranı yükselen bir Türkiye'de istihdamın azalmak bir
yana sürekli artmasını, işte bu tabloya borçluyuz." dedi.
Ülkenin ve milletin hiçbir kazanımından en küçük bir geri gidişe
müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikrar, güven ve
sürdürülebilirlik ekseninde yollarına devam edeceklerini kaydetti.
"YAŞANAN GÜNCEL SIKINTILARI GÖRMEZDEN
GELMİYORUZ"
Erdoğan, "Şunu çok açık ve net söylüyorum, yatırım
kararlarının lokomotifi olan öngörülebilirliği artırmak, aynı şekilde
öncelliklerimiz arasında yer alıyor. Elbette bunları söylerken, yaşanan güncel
sıkıntıları görmezden gelmiyor ve üzerini örtmeye çalışmıyoruz." diye konuştu.
Yükselen enflasyon sebebiyle refah seviyesi düşen ücretli
kesimlerin kayıplarını telafi etmek için bugüne kadar pek çok düzenleme
yaptıklarını dile getiren Erdoğan, bu kapsamda, asgari ücretten memur ve emekli
maaş artışlarına kadar her alanda, bütçe imkanlarını sonuna kadar zorlayan
tasarruflarda bulunduklarını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her kesimin ücret düzenlemesi, farklı
süreçlere, farklı kurallara ve farklı dönemlere göre yapıldığından zaman zaman
kısa süreli dengesizliklerin yaşandığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Kamu işçilerinin, epeyce bir gecikmeyle yapılan toplu
sözleşmelerinde ortaya çıkan tablo, memur maaşlarında ilave bir düzeltmeyi
zorunlu kıldı. Bu defa da daha önceden sonuçlandırılan asgari ücret ve emekli
maaşlarıyla ilgili bir huzursuzluk ortaya çıktı. Kamu işçisini ve memuru nasıl
ortada bırakmadıysak, çalışanından emeklisine hiç kimsenin mağduriyetinin
kalıcı olmasına rıza göstermeyiz.
Ek bütçede önceliğimizi, zorunlu olarak deprem bölgesinin hızla
ayağa kaldırılmasını sağlayacak projelere verdik. Yaptığımız vergi
artışlarından elde edeceğimiz geliri, şu aşamada başka yerlere aktarmayı
vicdani olarak kabul edemeyiz. Bununla birlikte hem bütçe gelirlerini artırmaya
hem de bütçe dışı kaynak sağlamaya yönelik çalışmalarımızın semeresini
gördükçe, kendini mağdur hisseden tüm kesimlerin gönlünü mutlaka alacağız. Bunu
da çok gecikmeden, yılbaşı civarı neticeye ulaştırmayı planlıyoruz. Milletimin
tüm fertlerinden serinkanlı olmalarını, bize güvenmelerini, ülkelerinin ve
kendilerinin geleceğine sahip çıkmalarını istiyorum."
"AÇGÖZLÜLÜKTEN KAYNAKLI DENGESİZ
TASARRUF, ORTAK REFAHA ZARAR VERİYOR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimilerinin anlık telaştan, kimilerinin
açgözlülükten, kimilerinin de art niyetten kaynaklı reflekslerle sergiledikleri
her dengesiz tasarrufun, ortak refah ve huzur hedeflerine zarar verdiğini
bildirerek, şöyle konuştu:
"Eğer üretim yapıyorsak maliyet ve kar hesabımızı, ticaret
yapıyorsak fiyatlama politikamızı, ev sahibiysek kira talebimizi, aracımızı
satıyorsak satış bedelini bu anlayışla belirlemeliyiz. Ne döviz artışıyla ne
enflasyonla ne işletme maliyetiyle izah edilemeyecek derecede yüksek fiyatlarla
piyasayı sürekli yukarıya çekmek, sonu olmayan bir kısır döngüye destek
vermektir. Gün sonunda yüksek kazanç sağlamış gibi görünen bu süreç, aylar,
yıllar geçtikçe herkesin hanesine zarar olarak yazılacak sonuçlara gebedir. Hiç
kimsenin bilerek ve isteyerek, ne kendisine ne evlatlarına ne de ülkesine böyle
bir kötülük yapacağına ihtimal vermiyorum. Şayet bu konuda ihmali ve kastı
olanlar çıkarsa, devlet olarak biz de gerekeni yapmaktan çekinmeyiz."
"EKONOMİDEKİ SIKINTILARIN ÜSTESİNDEN
GELECEĞİZ"
Erdoğan, Ticaret Bakanlığının, özellikle otomobil piyasasında
görülen stokçuluğun ve fiyat manipülasyonlarının önüne geçmek için denetimlerini
artırdığını, konut fiyatları ve kiralarla ilgili ilave ne tür adımlar
atılabileceğine dair değerlendirmelerinin de sürdüğünü vurgulayarak, şunları
söyledi:
"Serbest piyasa ekonomisinden taviz vermeden, haksız kazanç
sağlama peşinde koşan fırsatçıların üzerine kararlılıkla gideceğiz.
Milletimizle birlikte nasıl ülkemizin üzerindeki vesayet bulutunu dağıtıp,
darbecilerin heveslerini kursaklarında bıraktıysak, nasıl istiklalimize ve
istikbalimize yönelik tüm saldırıları boşa çıkardıysak, nasıl güvenliğimizi
sınırlarımızın ötesinden başlayarak güçlendirecek tedbirleri aldıysak, nasıl
her alanda potansiyelimizi harekete geçirerek, bölgesinin ve dünyanın yükselen
yıldızı bir Türkiye inşa ettiysek, Allah'ın izniyle, enflasyon başta olmak
üzere ekonomideki sıkıntıların üstesinden de geleceğiz."
AA