ABD yönetimi, İsveç’in NATO üyeliği için ‘İttifak’ı güçlendirme’ tezini dillendirirken, Türkiye’ye yönelik çelişkili politikalarını sürdürüyor. Eğer amaç NATO’yu güçlendirmekse, “Üzerinden 8 ay geçmesine rağmen Türkiye’nin F-16 talebinde neden somut adım atılmıyor? Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımı NATO’ya zarar vermiyor mu? Washington’ın Suriye’de PKK terör yapılanmasına desteği İttifak’ın kolektif güvenliğini zayıflatmıyor mu?” sorularına cevap verilmeli.
08.07.2023 - 09:00
YAYINLANMA08.07.2023 - 09:00
GÜNCELLEME08.07.2023 - 09:00
YAYINLANMA:08.07.2023 - 09:00
GÜNCELLEME:
Terör örgütlerinin hamiliğine soyunan ve sığınağına dönüşen
İsveç’i, bir savunma ittifakı olan NATO’yu “güçlendirmek” bahanesiyle üye
yapmak için çabalayan ABD’de Biden yönetiminin, Türkiye’ye yönelik ikircikli
politikaları, soru işaretlerine sebep oluyor. NATO’nun en büyük ikinci ordusunu
oluşturan, son olarak Kosova’da olduğu gibi İttifak’ın barışı koruma
misyonlarına aktif destek veren ülkeler arasında ilk sıralarda gelen
Türkiye’nin, güvenlik ve savunmaya ilişkin talepleri ABD yönetimi tarafından ya
görmezden geliniyor ya da pazarlık konusu yapılıyor. Washington’ın ikircikli
adımları, “ABD gerçekten NATO’nun güçlenmesini mi istiyor yoksa başka bir
gündemi mi var?” sorusuna sebep oluyor. Son olarak Türkiye’nin Ekim 2021’de
ABD’den 40 adet F-16 Blok 70 savaş uçağı ve 79 adet modernizasyon kiti satın
alma talebinin üzerinden aylar geçmesine rağmen ABD tarafından herhangi bir
somut adım gelmemesi ve hatta bu talebin Kongre üyeleri tarafından İsveç
şartına bağlanması, Biden yönetiminin bu konudaki samimiyetine ilişkin soruları
artırdı.
8 AYDA SOMUT ADIM YOK
Her ne kadar Washington, Türkiye’nin F-16 talebi ile
İsveç’in NATO üyeliğinin birbiriyle ilgili olmadığını söylese de, aradan geçen
8 ayda Türkiye’nin beklentisi karşılanmadı. Sadece geçen Nisan ayında,
F-16’larda kullanılan Link-16 taktik veri bağlantı modernizasyon kitlerinin
satışına onay verildi. Buna karşın ABD Kongresi’nin hem Demokrat hem de
Cumhuriyetçi kanadından, İsveç’e onay ile F-16 satışını birbirine bağlamaya
yönelik açıklamalar karşısında Beyaz Saray’ın suskunluğu dikkati çekiyor. ABD
Kongresi Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Bob Menendez’in
Türkiye karşıtı açıklamaları bu noktada öne çıkıyor. Son olarak
Cumhuriyetçilerin Senato Lideri Mitch McConnell’ın “İsveç’in NATO’ya kabulü
tamamlanana kadar Türkiye’ye F-16 satışına karşı olanlardan biriyim”
ifadelerini kullanması, ABD tarafındaki samimiyeti sorgulattı.
CAATSA ile NATO’yu
vurdu
Rusya-Ukrayna savaşıyla, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de kritik
konuma sahip Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı talebi de Washington tarafından
ısrarla görmezden geliniyor. Türkiye’nin, NATO içinde ABD’nin CAATSA
yaptırımlarını uyguladığı tek ülke olması da Washington’ın samimiyetine gölge
düşürüyor. CAATSA yaptırımları ile Türkiye’nin proje ortağı olduğu F-35
programında çıkartılması ve parasını ödediği uçakların dahi verilmemesi,
Rusya’ya karşı NATO İttifakı’nı güçlendirmenin Washington’ın ana gündemi olmadığı
yorumunu beraberinde getiriyor. İsveç gibi NATO İttifakı sınırının en kuzeyinde
bulunan bir ülkeyi üye yapmak için çaba harcayan Washington’ın Türkiye’nin
taleplerine yönelik isteksizliği Türk kamuoyunda tepkiye neden oluyor.
TERÖR ÖRGÜTÜNE DESTEK
İTTİFAKI ZAYIFLATIYOR
ABD yönetiminin, NATO üyesi Türkiye’nin güvenliğini doğrudan
tehdit eden Suriye’deki terör yapılanmasıyla ilişkisini, Ankara’nın tüm
uyarılarına rağmen, sürdürmesi de bir samimiyet testi olarak görülüyor. ABD’nin
sözde DEAŞ ile mücadele adı altında PKK/YPG/PYD yapılanmasına yıllardır silah
ve lojistik desteğini, Türkiye’nin uyarılarına ve terörle ortak mücadele
çağrısına rağmen, sürdürmesi Washington’ın, Atlantik İttifakı’nın topyekun
güvenliğine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediği ve küresel tehditler
karşısında zayıf duruma düşürdüğü görülüyor. Biden yönetiminin bu
politikasının, İsveç gibi PKK terör örgütüne topraklarında faaliyet izni veren
ülkeler için de cesaretlendirici rol oynadığı belirtilirken, “Washington terör
örgütlerinin NATO’ya zarar vermediğini mi düşünüyor?” sorusuna neden oluyor.
Kaynak: Yeni Şafak