Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, şu an bölgede bir salgın hastalığın söz konusu olmadığını ancak, Suriye'deki kolera salgını ve sınır bölgesinden bildirilen vakaların endişe verici olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yavuz, "İçme suyu sıkıntısı giderilmiş durumda ama, temizlik ve benzerleri için kullanım suyu sıkıntısı var. Tuvalet altyapısı yetersiz. Bölgeye acilen kullanım suyu teminiyle bulaşıcı hastalıkların hızlı tespitine yönelik hızlı tanı, kit, teçhizat alt yapısı kurulmalı" dedi.
17.02.2023 - 09:00
YAYINLANMA17.02.2023 - 09:00
GÜNCELLEME17.02.2023 - 09:00
YAYINLANMA:17.02.2023 - 09:00
GÜNCELLEME:
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Enfeksiyon
Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve KLİMİK
Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, dernek üyelerinden Prof. Dr. Esin Şenol,
Prof. Dr. Alpay Azap ve Doç. Dr. Selçuk Özger, Hatay, Dörtyol, İskenderun,
Antakya, Adıyaman, Besni, Elbistan, Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta incelemelerde
bulundu. Bölgedeki enfeksiyon hastalıkları riskini değerlendiren Prof. Dr.
Yavuz, henüz salgın hastalıkların söz konusu
olmadığını, önümüzdeki haftanın bu açıdan çok kritik olduğunu, önlemler
açısından bu süreyi çok etkin bir şekilde değerlendirmek gerektiğini söyledi.
İlk hafta arama kurtarma ve yaralıların acil tedavilerine yönelik ekiplerin
sahada aktif rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Yavuz, , artık salgın hastalık
riski açısından halk sağlığı ve enfeksiyon uzmanlarının bölgede daha aktif rol
oynayacağını, salgın riskinin artışa geçeceği döneme girildiğini kaydetti.
"BU HAFTAYI BOŞA HARCARSAK SALGININ ÖNÜNE
GEÇEMEYİZ"
Prof. Dr. Yavuz, 1999 depremini yaşayan biri olarak
böylesine büyük bir yıkım görmediğini vurgulayarak "Bu haftalardan sonra
artık gerçekten altyapı olanaklarının yetersizliği nedeniyle enfeksiyon
hastalıkları, salgın hastalıklar açısından çok dikkatli olmak gerekiyor. Bu
hafta bizim açımızdan tüm hazırlıkları bitirmemiz gereken çok kritik bir hafta.
Şu aşamada yeterince önlem alırsak, salgın ortaya çıkmadan ya da çıksa bile
hızla baskılama şansımız olur. O nedenle dernek olarak bu haftayı boşa
harcamamayı tavsiye ediyoruz. Bölgede, özellikle yöneticilerde 'Hiçbir sorun
yok, her şey iyi, biz hallediyoruz' yaklaşımı söz konusu. Fakat orada insanlar
çok ağır sorunlar yaşıyorlar. Herkes el birliğiyle çalışmaya çok hevesli. Bu
çok büyük bir olay ve iş birliği yapmak çok önemli" dedi.
"ŞU AN SALGIN YOK AMA, KULLANIM SUYU GELMEZSE
KAÇINILMAZ"
Bölgede salgın hastalık var söylentilerinin doğru olmadığını
vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, kısa süre içinde gerekli önlemler alınmazsa,
ishalli enfeksiyonlar başta olmak üzere pek çok bulaşıcı hastalığın hızla
yaygınlaşabileceğini kaydetti. Prof. Dr. Yavuz, şu uyarılarda bulundu:
"Depremden sonra en çok suyla bulaşan hastalıklar çok sıkıntılı olur. Bu
anlamda içme suyu sıkıntısı yok. Ama yeterli tuvalet ve kullanma suyu, yani
temizlik açısından yeterli imkan yok. Hastalıktan korunmak için ellerinizi
yıkayın diyoruz biz. En çok ishalli hastalıklar görülür. Kullanma suyu ve
tuvalet, salgın hastalıklar açısından çok kritik bir ihtiyaç. Kurulan çadır
kentlerde dahi tuvaletler yetersizdi. Bizim açımızdan şu anda kullanma suyu ve
tuvalet olanağının sağlanması tabii ki bununla birlikte konteynerlerde barınma
olanağının bir an önce sunulması çok önem taşıyor. Bir de çok kalın giysilere
ihtiyaç var."
SINIRDA KOLERA TEHLİKESİ
Suriye'deki kolera salgınının endişe verici olduğuna da
değinen Prof. Dr. Yavuz, "Suriye'de kolera salgını var. Yine sınırda
kolera olguları görüldü. Dolayısıyla koleranın da erkenden yakalanabilmesi
için, mobil ekiplerle, çok da teçhizat gerektirmeden yapılabilecek şekilde
hızlı tanı olanaklarının, bir an önce bölgede yaygınlaştırılması
gerekiyor" dedi. Hasta başı testlerin ivedilikle kullanıma sokulmasının
çok kritik olduğuna da değinen Prof. Dr. Yavuz, "Streptokok, grip, Covid
için alanda (hasta başında) test yapılabilmeli. Bu, hastaların erkenden
saptanarak, en azından hasta kişinin ortamdan uzaklaştırılmasını ve bulaşmanın
engellenmesine yarar. Salgının hızı azaltılabilir. Yine ishalli hastalıkların
da erken tanısında kullanılabilecek birtakım kitler var, daha ucuz. Bu da temin
edilmeli. İkincisi temasla bulaşan enfeksiyonlardan endişeliyiz. Uyuz, bunların
başında gelir, kalabalık ortamlarda yaşayan insanlarda çok hızlıca yayılabilir.
Şu an uyuz salgını yok, salgın ihtimaline karşı özel solüsyonları da bölgeye
fazlasıyla temin etmişler. Ayrıca depremden önce konuştuğumuz üst solunum yolu
enfeksiyonları, yine bölge için büyük risk. Bunlar içinde Beta hemolitik
streptokok (strep A) invaziv (derin yerleşimli) formları görülebilir.
Dolayısıyla enfeksiyon hastalıklarında bir gruba da antimikrobik tedavi vermek
gerekebilir" diye konuştu. Bölgeye çok sayıda geniş spekturumlu
antibiyotikler de yığıldığını ancak, bunun yerine daha basit formdaki
antibiyotiklerin kullanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yavuz, aksi
taktirde ciddi bir antibiyotik direnci riskinin de söz konusu olacağını
kaydetti.
"HERKESE TETANOS AŞISINA GEREK YOK"
Tetanos aşılarının sadece yaralılara uygulanması gerektiğini
ve bölgedeki herkese tetanos aşısı yapmaya gerek olmadığını kaydeden Prof. Dr.
Yavuz, kuduz açısından bölgenin riskinin arttığına da dikkat çekti. Prof. Dr.
Yavuz, "Dışarıda başıboş hayvan sayısı da arttığı için ve Türkiye'de de
evcil hayvan kuduzu dediğimiz; yani sokak köpeklerinde kuduz olabileceği için,
o yönde ısırıklar da artabilir. Çünkü herkes dışarıda şu anda. Kuduz aşısında
Türkiye bir sorun yaşıyordu. Ama deprem bölgesine yeterince aşı ulaştırılmış.
Bütün Türkiye'de kuduz aşısıyla ilgili bir tedarik sorunu vardı, o ne aşamada
bilmiyorum ama deprem bölgesinde kuduz aşısı sıkıntısı yok şu anda.
Vatandaşlarımızın bu anlamda korkmasına gerek yok. En kritik konu çocukluk çağı
aşıları. Birinci basamak sağlık hizmetleri (aile hekimliği) çok aksamış durumda
şu anda. Mobil sağlık ekipleriyle bunun gerçekleştirileceğini öğrendik. Ama
birinci basamak hizmeti veren insanların kendisi de depremzede şu anda.
Dışarıdan gelen ekiplerle kurulmaya çalışılıyor. Bir diğer sorun da örneğin
Antakya'da sağlık kurumlarının bir çoğu şehir dışına konumlanmış. Hasta
hisseden vatandaş doktora gitmek için bulunduğu çadır kente ambulans çağırmak
zorunda kalıyor. Ulaşım için bir çözüm olmalı ki hekime başvuruda gecikme olmasın.
Bir de, elle dahi olsa, yazılı olarak salgın izlemi yapılması gerekiyor. 5
hastalık için bu başlatılmış, ishalli, döküntülü, solunum yolu hastalıkları
gibi. Salgını erkenden farketmemiz için çok önemli. 5 ilde başlamış kalan 6 ile
de genişletilmesini bekliyoruz" dedi.
DHA