x


x
x

5. Savunma ve Havacılık Konferansı Antalya'da gerçekleşti


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel güvenlik riskleri ve teknolojik dönüşümün savunma politikalarını yeniden şekillendirdiğini belirterek, Türkiye’nin erken atılan adımlar ve güçlü siyasi irade sayesinde savunma sanayiinde avantajlı bir konuma yükseldiğini söyledi. Yılmaz, bu üstünlüğün korunması için mevcut fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

30.01.2026 - 08:51

YAYINLANMA

31.01.2026 - 05:55

GÜNCELLEME

30.01.2026 - 08:51

YAYINLANMA:

31.01.2026 - 05:55

GÜNCELLEME:
5. Savunma ve Havacılık Konferansı Antalya'da gerçekleşti

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Antalya’da düzenlenen 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansında Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiindeki küresel konumunu, ihracat performansını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi.

“EN FAZLA TARTIŞILAN KONULARIN  BAŞINDA GELİYOR” 

Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel düzeyde güvenlik endişelerinin ön plana çıktığı ve belirsizliklerin yükseldiği bir dönemden geçildiğine işaret ederek, başta ekonomi alanında olmak üzere dünyada güç dengelerinin değiştiğini, bunun getirdiği gerilim ve belirsizliklerin dünyayı derinden etkilediğini söyledi.

Bütün bu siyasi ve ekonomik dönüşümün yanı sıra dünyada büyük bir teknolojik dönüşüm yaşandığını, bunun güvenlik alanını da çok yakından ilgilendiren bir dönüşüm olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Jeopolitik gerilimlerin ve belirsizliklerin arttığı, teknolojik dönüşümün yapay zeka merkezli olarak hızlandığı bir ortamda stratejilerimizi belirlemek durumundayız. Bunu somut olarak NATO'nun hedeflerinde görüyoruz. 2035'te milli gelire oranla çok daha yüksek harcama hedefleri konmuş durumda. Bunu Avrupa Birliği'nin tartışmalarında da görüyoruz. Avrupa'nın güvenliği şu anda çok yoğun bir tartışma sürecinden geçiyor. Avrupa, başkalarına güvenerek yola devam edemeyeceğini ve kendi çarelerini araması gerektiğini görmüş durumda; Rusya-Ukrayna çatışması bağlamında özellikle. Amerika Birleşik Devletleri'nin artık bu maliyeti tek başına yüklenmek istemediği yaklaşımı görmüş durumda. Dolayısıyla Avrupa, savunma alanına çok daha fazla kaynak ayıracak durumda. Avrupa'nın güvenliği, bugün en fazla tartışılan konuların başında geliyor."

“TÜRKİYE’Yİ SAVUNMA SANAYİİNDE AVANTAJLI KONUMA TAŞIDI”

Yılmaz, Türkiye'nin bu küresel ortam içinde avantajlı konumda yer aldığını ifade ederek, "Neden avantajlıyız? Erken yola çıktık. Sayın Cumhurbaşkanımız, çok daha erken bir aşamada savunma sanayisinin arkasına güçlü bir irade koydu." dedi. Savunma sanayisindeki rakam ve sonuçların açıklandığını ancak asıl olarak bu sonuçları doğuran nedenlere odaklanılması gerektiğini belirten Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu sonuçları üreten ne oldu diye bakmamız gerekir. Böyle baktığımızda şunu çok açık ve net söylememiz lazım. Savunma sanayisi herhangi bir sektör değil. Arkasına güçlü bir siyasi irade koymadan mesafe alabileceğimiz bir sektör değil. Çok erken aşamada Cumhurbaşkanımızın bu konuda ortaya koyduğu güçlü irade, bugünkü küresel şartlarda Türkiye'yi avantajlı bir konuma getirmiştir. 'Erken kalkan yol alır' diye bir sözümüz var. Dolayısıyla Türkiye bu avantajını çok iyi kullanmak durumunda. Bu avantaj sürekli devam etmeyecektir. Diğer ülkeler de artık yola çıkmaya başlamış durumda. Onların yapacakları çalışmaların sonuçlarını belki 5, belki 10 yıl sonra göreceğiz ama biz şu anki avantajımızı çok iyi değerlendirmek zorundayız. Erken yola çıkmanın avantajını en üst düzeyde değerlendirmek durumundayız. Biz de bu gözle bakıyoruz.

Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle ortaya koyduğu irade sayesinde tüm kurumlarımızın, kamusuyla ve özel sektörüyle, tüm paydaşların gayretleriyle bu noktalara gelmiş durumdayız. Bugün 3 bin 500'ü aşkın firma var. 1400'ün üzerinde proje yürütülüyor. Yaklaşık 100 bin civarında nitelikli istihdam söz konusu. Bu çok önemli ve bu rakam daha da artacak inşallah. Yakın bir gelecekte 150 bini hedefliyoruz. Dolayısıyla 20 milyar doların üzerinde bir ciro büyüklüğü söz konusu. Yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla üretim yapan bir sanayimiz var. 185 ülkeye, az önce de söylendiği gibi fiilen dünyanın tamamına diyebileceğimiz bir ihracat gerçekleştiriyoruz. Dünyada yaklaşık 200 civarında irili ufaklı ülke var ve neredeyse dünyanın tamamına ihracat yapan bir savunma sanayimiz söz konusu."

“10 MİLYAR DOLARI AŞTIK”

Türkiye'nin geçmişte parasını ödediği halde satın alamadığı ürünleri bugün dünyanın dört bir yanına parası mukabilinde satar hale geldiğine dikkati çeken Yılmaz, "Bu durum, Türkiye'nin son çeyrek yüzyılını özetliyor. Bu büyük dönüşümü özetliyor. 10 milyar doları aştık." diye konuştu. Yılmaz, Türkiye'nin çift haneli ihracatçı ülkeler arasında kalıcı şekilde yerini alması gerektiğini, savunma sanayisinde ilk 10 ihracatçı ülke arasına girdiğini belirterek, "Bu noktada, bu durumu kritik bir eşik olarak görüp yeni hedefler belirlememiz gerekiyor." dedi.

“ÇOK KIYMETLİ” 

Yeni teknolojilerin, özellikle yapay zekanın çok daha etkili şekilde sisteme girmesi ve kullanılması, ürün bazlı ortaklıkların ve platformların gelişmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın ekonomik büyüklük olarak en zengin ülkesi. Orada bile bir ürün geliştirirken birçok ülkeyi işin içine dahil ediyorlar. Bunun finansmanından pazarlanmasına kadar büyük faydaları var. Dolayısıyla platformlar oluşturmanın, ürün ortaklıklarının, özellikle de dost ve kardeş ülkelerle birlikte AR-GE aşamasından başlayarak pazarlamaya varıncaya kadar ortaklıklar geliştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Ekonomik, finansal ve teknolojik gücü olan fakat üretim kapasitesi yetersiz ülkelerle daha yakın çalışmamızda ve ortaklıklar geliştirmemizde fayda var diye düşünüyorum. Özellikle Avrupa Birliği'ndeki bu satın almalar ve ortaklıklar gerçekten çok kıymetli."

Yılmaz, "Türkiye Yüzyılı, teknolojinin, ticaretin yüzyılı olacak diyoruz. Savunma sanayimiz de bunun içinde adeta parlayan bir yıldız." dedi.

BOLAT: TÜRK SAVUNMA SANAYİİ İHRACATTA DÜNYADA 10’UNCU SIRADA

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise savunma sanayii ihracatındaki hızlı artışa dikkati çekerek, “2 yıl 9 aydır görevdeyim, savunma sanayii ihracatımız neredeyse yüzde 100 arttı. 10 milyar 54 milyon dolar. Nereye gidersek gidelim Türk savunma sanayii ürünlerinin kalitesinden, teknolojik üstünlüğünden bahsediliyor.” ifadelerini kullandı. Bolat, Türkiye’nin savunma sanayiinde ihracatta dünyada 10’uncu sırada yer aldığını belirterek, ABD, İngiltere, AB ülkeleri başta olmak üzere 185 ülkeye ihracat yapıldığını aktardı. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının arttığını vurgulayan Bolat, bu başarının Türkiye’nin küresel rekabet gücünü pekiştirdiğini söyledi.

GÖRGÜN: TÜRKİYE SAVUNMA VE HAVACILIKTA KÜRESEL OYUNCU KONUMUNDA

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de Türkiye’nin savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncu haline geldiğini belirterek, bu konumun sürdürülebilirliği için küresel ölçekte stratejiler geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Görgün, “Türkiye, dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olmuştur.” diyerek, kişi başına düşen ortalama ihracat cirosunun 2025 itibarıyla 100 bin dolara ulaştığını bildirdi.

2025 yılında 485 uluslararası faaliyet gerçekleştirildiğini kaydeden Görgün, 94 ülkeden yabancı heyetlerle 401 ikili görüşme yapıldığını, 22 uluslararası fuara katılım sağlandığını ve savunma sanayisinde NATO ile ilişkilerin güçlendirildiğini ifade etti. Sadece batıda değil doğuda da savunma sanayisinin yıldızının parladığını belirten Görgün, Suriye ile yapılan iş birliği kapsamında kapsamlı bir ihracat paketinin hayata geçirildiğini söyledi.

YENİ SATIŞ MODELİ GELİYOR 

Savunma ve havacılık sanayi ihracatının 2025’te 10,54 milyar dolara ulaştığını, bunun bir önceki yıla göre yüzde 48 artış anlamına geldiğini aktaran Görgün, ihracatın bölgesel dağılımında Avrupa ve Orta Doğu’nun öne çıktığını belirtti. 2026 yılında Devletten Devlete Askerî Satış modelinin tüm unsurlarıyla hayata geçirileceğini bildiren Görgün, sektörün sürdürülebilirliği için ihracat performansının artırılarak devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.

TARİHİ İHRACAT REKORUNA İMZA ATILDI 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de savunma sanayisinin Türkiye'nin stratejik kapasitesinin en güçlü alanlarından biri haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin 2025'te yüzde 4,5 artışla 273,4 milyar dolarlık tarihi ihracat rekoruna imza attığını belirten Gültepe, savunma sanayisi ihracatının geçen yıl yüzde 50'ye yakın artışla 10 milyar doların üzerine çıktığını dile getirdi.

Gültepe, 2025'te ihracat artışını analiz ettiklerinde bu yükselişin otomotiv, kimya, savunma ve havacılık sektöründen geldiğini belirterek, "Savunma ve havacılık sektörümüz, bu artışta yüzde 30'luk bir paya sahip. Savunma ve havacılık sanayimiz, bu zorlu tabloda çok güçlü bir performans ortaya koydu." diye konuştu.

Konferansın sonunda, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün tarafından, ihracat başarısı gösteren savunma sanayii ürünlerinin yer aldığı pul koleksiyonu Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a takdim edildi.

Kaynak: AA

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Benzer Haberler




next
liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !