Geri

BU SÜTTEN AK KAŞIK ÇIKMIYOR

00:06:13 | 2021-06-11
İbrahim Okumamış
İbrahim Okumamış     

Maalesef bugün de Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni dolayısıyla CHP’li Başkan Muhittin Böcek’i yazmaya devam ediyorum. Ama ne yapayım nerelerinden tutarsanız elinizde kalıyorlar.Bakın size bir süt hikayesi yani Başkan Böcek’in o anlı şanlı 77 MEGA PROJESİ arısında yer alan HALK SÜT hikayesi.

İyi veya kötü, küçük veya kendilerinin deyimi ile MEGA projenin geldiği noktada kafam karıştı. Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi tarafından 1 Haziran Dünya Süt Günü’nde süt dağıtımı ile ilgili ‘Büyükşehir 10 binlerce çocuğun yüzünü güldürdü’ başlıklı bir haber medyaya servis edildi.

Halk Süt kapsamında, 19 ilçede 2-5 yaş arası çocuklara aylık 8’ER LİTRE olmak üzere TEMMUZ 2020’den bu yana 10 BİN 443 ÇOCUĞA 565 BİN LİTRE SÜT dağıtımı yapıldığı duyuruldu. Hatta Başkan Muhittin Böcek, ‘Ben sen yok, biz varız. Biz birlikte yaparız’ diyerek çıktığımız bu yolda çocuklarımızın ve ailelerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz” açıklaması yaptı.

Buraya kadar her şey normalmiş gibi görünürken kafama rakamlara takıldı. ‘TAZE PİŞMİŞ SÜT KOKUSU MİSLER GİBİ KOKAR’ sözü misali burnuma başka kokular geldi. ‘Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer’ sözünden yola çıktım.  Aldım elime hesap makinesini sağdan soldan hesaplamaya başladım. Kafam iyice karıştı. Hesaplar bir tür denk gelmedi.

İsterseniz gelin birlikte hesaplayalım. Bir çocuğa aylık 8 LİTREDEN 11 AYDA 88 LİTRE süt verilmesi gerekiyor. 10 BİN 443 çocuğa ayda 83 BİN 464 LİTRE. Yani 11 AYDA 918  BİN 104 LİTRE süt ediyor.    Peki belediye ne dağıtmıştı? 11 AYDA 565 BİN LİTRE. Yani AYDA 52 BİN LİTREYE yakın süt. Arada tamı tamına 353 BİN LİTRE SÜT FARKI var!

Şimdi buradan projenin sahibi Muhittin Böcek’e soruyorum, bu kadar süt nereye gitti, kim içti, kime dağıtıldı? Madem adı HALK SÜT bir halk olarak hesabını soruyorum. Nereye gitti? Acaba SÜT MÜ? Bozuk çıktı da derelere döktünüz? Yoksa inek içip dağa mı kaçtı?

Vallahi biri bunun hesabını vermeli. Kim verir bilemem. Benim bildiğim bu hesapta bir yanlışlık olması. Dilerim hesap hatası olsun. Yoksa maazallah birimleri YETİM HAKKI’nı içmiş olur. Bu bağlamda Hazreti Mevlana’ya kulak verelim ve konuyu onun “Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır. Önemli olan içinden çıktığın sütü ak bırakmaktır” sözü ile kapatalım.

NEYİ BEKLİYORSUNUZ?

Süt haberi ile uğraşırken sosyal medya hesabımdan gelen bir mesaj ile irkildim. 11 yaşındaki Ali Kazım Ülker isimli çocuğun ölüm haberi. Ben yeni zannettim ama olay şubat ayında meydana gelmiş. Niye tekrar paylaşıldığını merak edip peşine düştüm.

Efendim,10 Şubat günü Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi 230 Sokak'ta yaşanan olayda; Habibe- Hasan Ülker çiftinin çocukları Ali Kazım Ülker, akşam oynamak için evlerinin yakınındaki dağa çıktı ve kayboldu. Polis, itfaiye ve AFAD ekipleri aradı küçük çocuğu. 3 saatlik arama çalışması sonucu Ülker'in cansız bedeni, dağın 150 metre yüksekliğindeki kayalık alanda bulundu.

Sanki normal bir kayıp olayı gibi görünen can sıkıcı yürek burkan olayın aslı öyle değilmiş meğer. Ali Kazım Ülker’in dağa çıkıp oyun oynamasının nedeni CHP’li Konyaaltı Belediyesi’nin mahalledeki var olan çocuk parkını söküp atması imiş! Niye söktülerse? Hem de billboardlarda Belediye Başkanı Semih Esen imzalı ‘’GÜLÜMSE ÇOCUK’ afişlerinin asılı olduğu bir günde bu olay yaşanıyor.

İşte bu tarihten sonra mahalleye yeniden çocuk parkı yapılması için AK Parti Konyaaltı Kadın Kolları tarafından ‘Ali Kazım Ülker Nöbeti’ başlatılıyor. Ama öyle böyle değil. Bu nöbete tüm hangi görüşten insan olursa olsun herkes 7’den 70’e destek veriyor.

ALİ KAZIM’LAR ÖLMESİN!

Bu nöbet önceki gün itibarı ile 118 bugün ise 120’nci gününe kadar geliyor. Herkes o mahalleye giderek eline afişi alıp sembolikte olsa nöbet tutuyor. Ali Kazım Ülker gibi çocukların ölmesin diye. Önceki gün AK Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Tayfun Bayar’da nöbete katılıp destek verdi. Bayar, CHP’li Konyaaltı Belediyesi’ne çağrıda bularak çemberin daraldığını söyledi.

Bölgedeki anneler, kadınlar ve çocuklar ise belediyeye şöyle seslendi: “Kaldırdığınız parkı geri istiyoruz! Mahallede önlem almanızı istiyoruz! Başka çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz! CHP’li Konyaaltı Belediyesi’ne 118 gündür zaman tanıdık. Hiç bir hareket olmadı. Artık sona yaklaşıyoruz. Bundan sonra bilinen malum bölgede hiç bir canın yok olmasına müsaade etmeyeceğiz!”

Amma CHP’li belediyeden hala ses seda yok. Hani çocukların gülümsemesini istiyordunuz ya Sayın semih Esen! Vallahi senden beklemezdim böyle bir vurdum duymazlığı. Ya Allah aşkına, bu meseleye bari siyasi bakmayın ve çözün şu yürek burkan işi. Düşünün bir kere ölen çocuk sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız? Hadi basit bir empati yapın ve gereğini yerine getirin.

Söz siz yapın ben buradan tekrar size teşekkür edeceğim.


ETİKET :  köşe yazısıibrahim okumamışhalk sütali kazım


Yazıyı Sesli Dinle