Geri

GELECEKTE GÖRÜŞÜRÜZ

00:04:46 | 2021-03-15
Ahmet Arğıllı
Ahmet Arğıllı     

Enformasyon akışının 2000’li yıllar ile beraber oldukça hız kazandığı aşikar.

Böyle bir ortamda yaşadığımız bilgi kirliliği ise azımsanamayacak kadar fazla.

Sanal mecrada doğru bir bilgiye ulaşmak oldukça imkansız bir hal aldı.

‘Çöplük’ olarak tabir ettiğimiz sanal bilgi kirliliği, son yıllarda daha da artmış durumda.

Böyle bir ortamda ise doğruluğundan emin olmadığımız her bilgi bizim için olumsuz durumların habercisi diyebiliriz.

Şekillendirilmiş bilgi dediğimiz ‘enformasyon’ kötü niyetli içerik üreticileri tarafından kendilerince yorumlanarak internet ortamına servis edilmektedir.

Bu da demek oluyor ki sanal mecradan edindiğimiz her bilgiyi doğruluğundan emin olmadan kullanmamalıyız.

***

Bilgi ve haber her dönemin en önemli gücü olmuştur.

Öyle ki teknolojinin kısıtlı olduğu dönemlerde bile enformasyon kitleleri etkilemek için kullanılmıştır.

Bunun hakkında bilinen en çarpıcı örnek ise Adolf Hitler’in Nazi Almanya’sında Propaganda Bakanlığı yapmış olan Dr. Paul Joseph Goebbels’in kitleleri etkileme yöntemleridir.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında akıl almaz yöntemlerle kitleleri harekete geçiren Goebbels, beyin yıkama tekniği ile savaşın seyrini etkileyecek işlere imza atmıştır.

Yaptığı radyo yayınları ve hazırlattığı bildiriler ile insanlar üzerinde etki bırakan Goebbels, bilgiyi kendince şekillendirerek enformasyonun yanıltıcılığının en somut örneklerinden biri haline gelmiştir.

***

Küresel çağda ise doğru bilgiye ulaşmak için önümüzde bir takım engeller bulunuyor.

Özellikle sosyal medyada enformasyon akışı hızlı bir biçimde gerçekleştiği için yanıltıcı içerikler ile oldukça fazla karşılıyoruz.

Böyle bir durumda kendimize yöneltmemiz gereken bir takım sorular bulunuyor.

Enformasyonun doğruluk payı ne kadardır, hangi kısmı doğru, hangi kısmı yalandır?

Bu sorular ile birlikte enformasyonun neyi aşılamaya çalıştığı ve amacı gerçekten bir haber vermek mi, yoksa yanıltmak mı olduğu da ayrıca cevaplanması gereken sorulardır.

Bu sorular aslında sanal mecrada karşılaştığımız haberlere ve bilgiye inanmadan önce düşünmemiz gereken sorulardan bazılarıdır.

***

Dünyanın ‘küresel köy’ olduğu yaklaşımı doğruluğundan kaçamayacağımız bir yaklaşımdır.

İnsanlar arasındaki iletişimin saliseler sürmesi ve dünyanın bir ucundan diğer ucuna enformasyonun çok hızlı bir şekilde ulaşması bu yaklaşımın doğrulunun kanıtıdır.

Gelecekte de bu yaklaşım daha hızlı bir şekilde ve şu an inanamayacağımız bir evrim ile çok daha farklı olacaktır.

Öyle ki ‘sanal gerçeklik’ teknolojisi dediğimiz teknoloji ile enformasyona hiç olmadığımız kadar yakın olacağız.

Ve hatta üç boyutlu haberleşme ile enformasyonun kendisi olacağız.

Böyle bir dünyanın gelecek olması hepinizi biraz tedirginlik duygusuyla birlikte heyecanlandırıyor değil mi?
Aslında hepimizin istediği doğruluğundan emin olduğumuz ve bilgi alma hakkımızın kısıtlanmadığı bir dünyada yaşamak.

Böyle bir dünyada görüşmek üzere…


ETİKET :  ahmet arğıllıköşegündemson dakika


Yazıyı Sesli Dinle