Geri

CEMAATTEN, TERÖR ÖRGÜTÜNE

00:00:19 | 2021-07-15
Mustafa Kozak
Mustafa Kozak      mustafa@lidergazete.com

Sevgili okurlar, bugün hain darbe teşebbüsünün 5’inci yıldönümü. Beş yıl önce bugün, adliye muhabiri olarak görev yapıyordum. Olay günü Antalya’da yaşananları sabaha kadar takip eden, sonraki günlerde de başlatılan soruşturmaları,  gerçekleştirilen operasyonları, gözaltıları, tutuklamaları, hazırlanan iddianameleri, açılan davaları, duruşmaları takip ettim…

Neyse ki,  15 Temmuz darbe teşebbüsü olduğu gün Antalya’da, bir tane bile asker kışlasından çıkıp halkla karşı karşıya gelmedi. Bir tane bile kurşun atılmadı. 15 Temmuz gecesi darbe teşebbüsüne karşı gerçekleştirilen yürüyüş sırasında Güllük Caddesindeki bir apartmandan atılan soda şişesi ile başından yaralanan bir gurbetçi vatandaşımız dışında o geceyi, hiç kimsenin burnu bile kanamadan tamamladık.

Sonraki günlerde Cumhuriyet Meydanında demokrasi nöbetleri tuttuk, darbeye geçit vermedik. Peki, Lideri yıllardır ABD’deki malikanede yaşayan bu örgüt kim?  Darbe teşebbüsü yapabilmeye nasıl cüret edebildiler? Bu soruları düşününce aklıma geçmişte Fetullah Gülen’e en yakın isimlerden olan makine mühendisi Nurettin Veren’in terörle mücadele şubede alınan 45 sayfalık ifadesi geliyor.

Adliye muhabirliğim sırasında haber yapmak için takip ettiğim davalar ve soruşturma dosyalarından anladığım kadarıyla devletin tüm kurumlarına sızan bu örgüt, kendisi için sakıncalı olarak gördüğü kişileri emniyet teşkilatı içindeki örgüt mensuplarına takip ettirip,  telefonlarını dinletiyordu. 

Hatta geçmişte Fetullah Gülen ile yol arkadaşlığı yapanlar bile telefonları dinlenenlerin arasında olabiliyordu. Bunlardan biri asıl mesleği makine mühendisliği olan Nurettin Veren… Geçmişte Türkiye Gazeteci ve Yazarlar Vakfı’nın kurucu başkanlığını yapan,  Zaman Gazetesinde üst düzey yöneticilik yapan Veren,  örgütle bağlarını koparınca; 2009 yılında bir çete soruşturmasına dahil edilip “Mehmet Parlak” adında sahte bir isimle mesleği de “hurdacı” olarak gösterilmek suretiyle telefonları dinlemeye alınmış.

Hatta Antalya’nın yakından tanıdığı MHP’nin eski il başkanlarından Avukat Nizamettin Sağır da liderliğini Hurdacı Mehmet Parlak’ın yani Nurettin Veren’in yaptığı ileri sürülen bu çete soruşturmasına dahil edilip onun da telefonları dinlemeye alınmış.

Olay ortaya çıkınca Nurettin Veren müşteki sıfatıyla 10 Nisan 2015 tarihinde Kırklareli TEM Şube Müdürlüğü’nde ifade vermiş. İşte o ifadede Fetullahçı terör örgütünün nasıl ortaya çıktığı, ülkenin kurumlarına nasıl sızdığı, siyasetçilerle,  parti liderleriyle nasıl temasta kurulduğu en ince detaylarına kadar anlatılıyor.

Telefonları dinlendiği tarihlerde Antalya’da ikamet ettiğini, hayatında hiç hurdacılık yapmadığını, dosyada adı geçen diğer isimleri tanımadığını anlatan Veren’in ilkokul mezunu, ev hanımı olan eşinin telefonu da sahte bir isimle beyaz eşya ticareti yapan bir çete mensubu gibi gösterilmek suretiyle yasa dışı olarak dinlenmiş.

Nurettin Veren örgütün içinde 35 yıl kadar kalmış. İfadesinde Fetullah Gülen ile 1966 yılında tanıştıklarını söylüyor. O dönemde üniversite öğrencisi olan Nurettin Veren gündüzleri taksi şoförlüğü yaparken İzmir Kestane Pazarında çekyatın üzerinde kalan Fetullah Gülen’le tanışıyor. Gülen’i sağa sola getirip götürürken yakınlaşıyorlar.

Fetullah Gülen “fakir Anadolu çocuklarının eğitimine katkıda bulunup, onların barınma ihtiyaçlarını karşılayalım” diyerek yardım toplamaya başlıyor. Her yerden sağanak gibi gelen yardımlarla İzmir’de yoksul öğrencilerin kalması için evler kiralanıyor. Sonra yurtlar açılmaya başlanıyor. 1981 yılında Türkiye genelinde açılan yurt sayısı 100’ün üzerine çıkıyor.

Türkiye’de yoksul öğrencilerin barınma sorunu boşluğundan faydalanarak yardım toplayan bu yapılanma, yurtlarında, terör ve irtica ile anılmaya başlanınca Fetullah Gülen, Nurettin Veren’in teşviki ile Refah Yol iktidarı döneminde dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile Başbakanlık konutunda görüşme yaptı.

“SİYASETÇİLER ÇOK SAFMIŞ”

Eli ayağı titreyerek Başbakanlık konutuna giden Gülen, Tansu Çiller ile yaptığı görüşmeden sonra Ankara Karşıyaka’daki Samanyolu Koleji’nin üst katındaki karargahta; bir konuşma yapmış. Nurettin Veren ifadesinde, Fetullah Gülen’in “Bu siyasetçiler benim korktuğum kadar tehlikeli insanlar değil, meğerse çok saf insanlarmış. Ben, bu siyasilerin çok zeki, kültür seviyeleri çok yüksek, bizi kendilerine alet ederler endişesiyle görüşmekten kaçınmıştım. Çok zavallı insanlar, biz bunları çok rahatlıkla yönetebiliriz ve bunları elimize geçirebiliriz” dediğini söylüyor.

Nurettin Veren, Tansu Çiller ile yapılan bu görüşmeden sonra özgüven kazanan Fetullah Gülen’in, Hikmet Çetin, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk ile görüştüğünü belirtiyor.

FETÖ'DEN HAİN TALİMAT

Bu görüşmelerden sonra Fetullah Gülen’in makas değiştirdiğini ifadesinde anlatan Nurettin Veren, Gülen’in 1995 yılında Altunizade’deki Fem Dershanesinin üstündeki salonda yapılan gizli toplantıda, “Devletin kan damarlarına girin, devleti, askeriyeyi, mülkiyeyi, adliyeyi, yargıyı ele geçirin” diyerek, teğmen, yüzbaşı, binbaşı seviyesindeki ordu mensupları ile kaymakam adayları ve emniyet mensuplarına talimat verdiğini ve bu konuşmanın kaydının da olduğunu söylüyor.

Nitekim bu sızmaların sonucunda kendilerini devletin, hükümetin üstünde gören bu örgüt,  15 Temmuz’da darbeye bile kalkıştı… Bunlara fırsat vermemek, devletin asli görevidir.  15 Temmuz’da alınması gereken ders benim için budur.


ETİKET :  köşe yazısımustafa kozak15 temmuz


Yazıyı Sesli Dinle