“Depremzede” doğru bir tanım olabilir. Ama şefkatli değildir. Batı’da bu yüzden “survivor” denir. Bizde ise “zede”. Onlar direnci över, biz acıyı mühürleriz. Farkında olmadan insanı yaşadığı felaketle küçültür, onu acının içine hapseder.
***
Gelin bir depremzedenin kaleminden bakalım:
“Deprem bir gecede oldu. Ama ‘depremzede’ kelimesi yıllarca sürdü. Evimi kaybettim. Şehrimi kaybettim. Okulumu değiştirdim. Çocukluğumun düzenini kaybettim. Ama en ağır kaybım bunlar değildi. Adımı kaybettim.
Yeni okuluma gittiğimde öğretmenim bana adımla seslenmedi. ‘Depremzede olan öğrenci gelsin,’ dedi. O an sınıfta herkes bana baktı. Ben bir çocukken artık bir isim değildim. Bir felakettim.
***
Kimse kötü değildi. Kimse kırmak istemiyordu. Ama herkes beni acımla tanıyordu. Ve insan acısıyla çağrıldığında küçülür. Utandım. Sanki başıma gelen bir kusurdu. Sanki ben eksiktim. O kelime her söylendiğinde kalbime bir çizik daha atıyordu: ‘Sen ötekisin.’ ‘Sen yaralısın.’ ‘Sen artık bizden değilsin.’ Oysa ben sadece hayatta kalmıştım.
***
Zamanla anladım: İnsan bir felaket yaşar, ama toplum onu o felaketle anmaya devam ederse iyileşemez. Bir çocuğa ‘zavallı’ muamelesi yaparsanız içine kapanır. Ama ‘ne kadar güçlüsün’ derseniz büyür. Dil görünmez bir el gibi insanın ruhunu şekillendirir. Ben deprem yaşadım. Ama o kelimeyle yaşamak zorunda kalmak daha zordu.” diyor.
***
“Zede” = ezilmiş, eksilmiş, eksik insan. Acıyı isim yaparsan insanlar acıda kalır. Gücü isim yaparsan insanlar ayağa kalkar. Daha zarif, daha onurlu bir dil mümkündür. Belki artık başka kelimeler seçmeliyiz: “Hayatta kalanlar.” “Direnenler.” “Yeniden ayağa kalkanlar.” “Afet Kahramanları” vb.
***
Oysa sosyolojide dil kader üretir. İnsanı nasıl adlandırırsan, toplumsal bilinçte öyle konumlandırırsın. Bu yalnızca bir kelime tercihi değil, bir bakış açısıdır. Ve her tekrar edildiğinde bilinçaltına şunu fısıldar: “Sen kırıldın, sen küçüldün, sen eksildin.”
Unutmayalım ki bazen iyileşme, bir kelimeyi değiştirmekle başlar.
31.01.2026 - 21:48
12.01.2026 - 21:02
31.12.2025 - 21:08
15.12.2025 - 21:09
08.12.2025 - 21:06
25.11.2025 - 21:05
02.11.2025 - 21:07
09.10.2025 - 21:14
13.08.2025 - 20:48
23.06.2025 - 20:11
21.06.2025 - 21:02
27.05.2025 - 21:07
09.05.2025 - 21:25
17.04.2025 - 06:00
05.03.2025 - 06:00
07.02.2025 - 06:00
03.01.2025 - 06:00
20.12.2024 - 06:00
02.12.2024 - 06:00
02.11.2024 - 06:00
04.10.2024 - 06:00
28.08.2024 - 06:00
27.08.2024 - 06:00
08.08.2024 - 06:00
18.07.2024 - 06:00
27.06.2024 - 06:00
24.05.2024 - 06:00
12.05.2024 - 06:00
03.05.2024 - 06:00
29.04.2024 - 06:00
25.03.2024 - 06:00
07.03.2024 - 06:00
23.02.2024 - 06:00
22.02.2024 - 06:00
03.02.2024 - 06:00
29.01.2024 - 06:00
16.01.2024 - 06:00
06.01.2024 - 06:00
30.12.2023 - 06:00
22.12.2023 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir