x


x
x
İÇİMDEN GELDİ

İnsanız ve doğamız gereği ait olmak isteriz. Kabul görmeyi, sevilmeyi, güvenilmeyi, hatta güvenmeyi de isteriz. Yoldayken çizgimizi de belirleriz. Diğerleriyle aynı yolda olmak, çoğunlukta kalmak başta doğru gibi görünebilir. Ancak ters yöne yürümek de isteyebiliriz ve kendi yönümüzü belirlediğimizde, kalabalığın içinde farklı yolu seçtiğimizde bile kaybolmadan varlığımızı sürdürebiliriz. Bireyselleşme de bu değil mi zaten?

***

Günümüzde birçok aile, çocuğu için, içinde yaşadığı toplumun belirlediği kalıplara uyması gerektiğini düşünüyor. Çoğunluk böyleyken, doğru olan da budur diye düşünebiliyoruz çünkü her çocuğun gelişim özelliklerinin birbirinden farklı olduğunu bir an unutuyoruz.

Her çocuğun kendi hızında ve kendi yöntemleriyle yolunu bulduğu ve geliştiği gerçeğini bir çok kaynak bize veriyor zaten. Biliyoruz ki çocukların öğrenme süreçleri nörolojik, genetik, çevresel ve sosyo-kültürel faktörlerden etkileniyor, bu faktörler her çocuğun benzersiz bir öğrenme tarzına sahip olmasına olanak sağlıyor. 

***

Bu günlerde bunu hakkıyla yapan küçük biri var kalbimde. -Herkesin gittiği yön, senin yönün olmak zorunda değil, haklısın! derken buluyorum kendimi, bu sabah arabada, okula giderken. ‘’Kalıpların dışında düşünmek’’ farklı, yenilikçi, yaratıcı düşünmek için kullanılan bir metafor diye basit bir tanım yapabilirim. Ama bunu çocuklarımızın hayatına da yansıtmak lazım.  Çünkü onlar dünyayı bizim çizdiğimiz basit sınırlar ile değil, uçsuz bucaksız hayalleriyle özgün bir şekilde anlamlandırıyorlar.

***

Kalıplarının dışına çıkmasına fırsat verdiğimiz bir çocuk, kendi dünyasında var olmaya başlıyor. Cesaretini, çabasını takdir ettiğin zaman gel gör bakalım o dünyanın bir sınırı var mı? Çocuğuna onun sadece bir bulaşık makinesi olduğunu ve tek işinin kirli tabakları, bardakları yıkamak olduğunu söyleyen oldu mu? Ben gönüllü olarak kendimi ele verebilirim şu an, tam burada.

***

Onun -bulaşık makinesi- olmadığını, -uzay mekiği- olduğunu öğrenmiştim. Kapağına oturduğunda, uzay yolculuğu başlattığını da. Şimdi aksini düşünemiyorum, o gün bu gündür ikna oldum. “O oyuncak değil, çöpe atalım hadi” var bir de. Onun karşılığında da, rengarenk kalemlerle süslenmiş, ikiye bölünmüş ve gözlere yerleştirilmiş kağıt havlu rulosu gözümün önünde.

SON SÖZ

Şey, ben aslında kutuya sığmayan çocuğunu, artık o kutudan çıkarman gerektiğini hatırlatmak istedim sadece. Nerden mi biliyorum? Hiç, öylesine söyledim.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

YORULMAYAN ANNELER

13.02.2026 - 21:12


ENGEL OLMA FARKINDA OL

03.12.2025 - 21:08


İNSANCA YAŞAMAK

14.11.2025 - 21:03


YAĞMUR ÇİZMESİ

04.11.2025 - 21:03


BİR ÇOCUĞA İNANMAK

03.10.2025 - 21:11


ÜZGÜNÜM ÇOCUKLAR

11.09.2025 - 21:08


GERÇEKTEN FARKINDA MIYIZ?

04.09.2025 - 21:34


SOSYAL MEDYA VE ANNELİK

01.08.2025 - 19:54


O YAZ

30.05.2025 - 21:05


ÇOCUK KALMAK

19.04.2025 - 06:00


OYNAYALIM MI?

20.03.2025 - 06:00


TATİL DÖNÜŞÜ

03.02.2025 - 06:00


EN ÖZEL ÇOCUK

20.01.2025 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !