İnsan en çok beklentilerinden yorulur.
Karşısındakinden bir şey bekler. Bir mesaj, bir ilgi, bir anlayış, bir çaba… Belki küçük bir hatırlanma. Belki sadece “yanındayım” denmesini.
Ama beklenti sessizdir. Çoğu zaman dile getirilmez. İçimizde büyür, şekil alır, anlam kazanır.
Sonra gerçekleşmeyince hayal kırıklığına dönüşür.
Garip olan şu: Bizi asıl yoran çoğu zaman yaşanan değil, beklediğimizdir.
Birine bir iyilik yaparsın, içinden karşılık beklemediğini söylersin ama küçük bir teşekkür ararsın. Bir ilişkiye emek verirsin, eşit bir çaba umarsın. Bir dostlukta samimiyet gösterirsin, aynı derinliği görmek istersin.
Beklemek insani bir şeydir. Ama beklenti büyüdükçe yük olur.
Çünkü beklenti, karşındakinin değil; senin zihninin ürünüdür.
O insan senin düşündüğün gibi düşünmeyebilir. Senin kadar hassas olmayabilir. Senin kadar ayrıntı fark etmeyebilir.
Ama biz çoğu zaman karşımızdakini, kendi ölçümüzle tartarız.
"Ben olsam yapardım."
"Ben olsam düşünürdüm."
"Ben olsam unutmazdım."
İşte hayal kırıklığı tam burada doğar.
Beklentisiz yaşamak mümkün mü? Değil.
Ama beklentinin dozunu belirlemek mümkün.
Belki de mesele şudur: Birine ne kadar alan açtığımız kadar, kendi içimizi ne kadar doldurduğumuz...
Çünkü insan kendinden emin olduğunda,
beklentisi azalır. Eksik hissettiğinde ise beklentisi artar.
Bazı beklentiler sevgi değildir, güvence arayışıdır.
Bazıları değer görmek değildir, değerini başkasından teyit etme çabasıdır.
Ve belki de büyümek biraz şunu öğrenmektir: Beklentiyi azaltmak, değeri azaltmak değildir.
İnsanlar her zaman düşündüğümüz gibi davranmayacak. Her zaman bizim kadar hassas olmayacak. Ve her zaman ihtiyacımız olanı veremeyecek.
Ama bu, bizim değerimizi düşürmez.
Belki de en sağlıklısı şudur: Beklentiyi konuşabilmek. İçimizde büyütmeden, biriktirmeden, patlatmadan.
Çünkü dile getirilmeyen beklenti, en hızlı hayal kırıklığı üretir.
Ve çoğu zaman yoran şey, insanlar değil; onlardan beklediğimizdir.
29.03.2026 - 23:24
21.03.2026 - 20:01
19.03.2026 - 21:22
15.03.2026 - 20:14
14.03.2026 - 06:26
08.03.2026 - 06:08
05.03.2026 - 21:05
01.03.2026 - 16:39
22.02.2026 - 19:48
21.02.2026 - 18:50
15.02.2026 - 20:02
13.02.2026 - 21:23
08.02.2026 - 19:40
07.02.2026 - 05:59
01.02.2026 - 09:11
31.01.2026 - 19:10
25.01.2026 - 16:37
24.01.2026 - 05:27
18.01.2026 - 20:42
17.01.2026 - 07:48
11.01.2026 - 13:49
11.01.2026 - 13:49
10.01.2026 - 12:02
04.01.2026 - 19:13
03.01.2026 - 15:56
28.12.2025 - 17:33
27.12.2025 - 15:32
21.12.2025 - 18:22
19.12.2025 - 21:21
14.12.2025 - 20:11
13.12.2025 - 16:28
07.12.2025 - 19:19
06.12.2025 - 05:41
30.11.2025 - 20:25
29.11.2025 - 19:52
23.11.2025 - 20:20
22.11.2025 - 05:51
16.11.2025 - 20:12
15.11.2025 - 20:36
09.11.2025 - 19:51
08.11.2025 - 14:19
02.11.2025 - 11:26
01.11.2025 - 12:48
26.10.2025 - 20:35
25.10.2025 - 20:36
19.10.2025 - 19:03
18.10.2025 - 16:33
12.10.2025 - 15:14
11.10.2025 - 06:50
05.10.2025 - 08:11
04.10.2025 - 07:38
28.09.2025 - 16:33
27.09.2025 - 05:21
21.09.2025 - 10:19
20.09.2025 - 06:35
14.09.2025 - 17:45
13.09.2025 - 13:53
07.09.2025 - 05:33
06.09.2025 - 05:38
31.08.2025 - 07:32
30.08.2025 - 06:26
24.08.2025 - 11:29
23.08.2025 - 19:21
17.08.2025 - 19:58
16.08.2025 - 18:34
10.08.2025 - 19:24
09.08.2025 - 18:00
03.08.2025 - 05:34
02.08.2025 - 06:49
27.07.2025 - 07:04
26.07.2025 - 07:41
20.07.2025 - 05:27
19.07.2025 - 07:50
13.07.2025 - 07:11
11.07.2025 - 21:15
06.07.2025 - 20:14
05.07.2025 - 11:24
29.06.2025 - 19:51
27.06.2025 - 21:05
22.06.2025 - 06:43
21.06.2025 - 08:09
15.06.2025 - 05:19
08.06.2025 - 05:48
07.06.2025 - 06:35
01.06.2025 - 05:43
31.05.2025 - 11:50
25.05.2025 - 05:52
24.05.2025 - 05:41
18.05.2025 - 05:43
17.05.2025 - 15:15
11.05.2025 - 05:53
10.05.2025 - 06:15
04.05.2025 - 06:29
03.05.2025 - 06:21
20.04.2025 - 06:00
19.04.2025 - 06:00
13.04.2025 - 06:00
11.04.2025 - 06:00
06.04.2025 - 06:00
05.04.2025 - 06:00
30.03.2025 - 06:00
28.03.2025 - 06:00
22.03.2025 - 06:00
21.03.2025 - 06:00
15.03.2025 - 06:00
14.03.2025 - 06:00
08.03.2025 - 06:00
08.03.2025 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir