Bazı insanlar karar verirken sadece kendilerini düşünmezler; aynı zamanda başkalarını incitebileceklerini, hatta kaybedebileceklerini de çok iyi bilirler. Buna rağmen adım atarlar. Çünkü modern ilişkilerde duygusal sorumluluk, ne yazık ki giderek daha az ciddiye alınan bir kavram haline geldi.
O, seni incitebileceğini biliyordu.
Seni kaybedeceğini de biliyordu.
Seçenekleri vardı, başka yollar vardı, telafi edebileceği ihtimaller vardı…
Ama yine de o kararı verdi. Çünkü içsel hesapta; senin acın, onun konforundan daha hafif geldi.
Bugün birçok ilişkide benzer bir tablo var: İnsanlar kararlarının sonuçlarını biliyor ama yine de başkalarının hayatlarına mal olma pahasına kendi rahatlarını seçiyorlar. Bu, sadece iki kişi arasındaki bir mesele değil; toplumun gittikçe zayıflayan empati refleksinin de bir göstergesi.
Eskiden birini incitmek istememek bir değerdi, bir sorumluluktu.
Şimdi ise “Benim hayatım, benim kararım” sloganı, duygusal tahribatım doğal bir kalkanı haline geldi.
Biri seni bile bile kırdığında, aslında yaptığı şey sadece seni kaybetmek değildir; aynı zamanda kendi karakterini, ilişkilerdeki duruşunu ve vicdani ağırlığını da ortaya koyar. Çünkü insan, seçimlerinde en çok kendini ele verir.
Ve belki de asıl acı olan, inciten kişinin yaptığı şeyin yanlış olduğunu bilmesine rağmen bunu seçmesidir. Bu bilinç, seçimi daha masum kılmaz; tam tersine daha ağırlaştırır.
Toplumsal olarak da benzer bir noktadayız: Kimse tamamen kötü olduğu için değil, sorumluluk almak zor geldiği için incitiyor. Kimse gerçekten kaybetmek istemiyor ama “çabanın” yerini “alışkanlıkla alınan kararlar” alıyor. Ve en önemlisi, insanlar sonuçları göze alarak bile, kolay yolu seçiyor.
Belki de bu yüzden günümüzde ilişkiler bu kadar kırılgan: Çünkü herkes kararlarının sonuçlarını biliyor ama kimse gerçekten bunun bedelini taşımak istemiyor.
29.03.2026 - 23:24
21.03.2026 - 20:01
19.03.2026 - 21:22
15.03.2026 - 20:14
14.03.2026 - 06:26
08.03.2026 - 06:08
05.03.2026 - 21:05
01.03.2026 - 16:39
28.02.2026 - 19:27
22.02.2026 - 19:48
21.02.2026 - 18:50
15.02.2026 - 20:02
13.02.2026 - 21:23
08.02.2026 - 19:40
07.02.2026 - 05:59
01.02.2026 - 09:11
31.01.2026 - 19:10
25.01.2026 - 16:37
24.01.2026 - 05:27
18.01.2026 - 20:42
17.01.2026 - 07:48
11.01.2026 - 13:49
11.01.2026 - 13:49
10.01.2026 - 12:02
04.01.2026 - 19:13
03.01.2026 - 15:56
28.12.2025 - 17:33
27.12.2025 - 15:32
21.12.2025 - 18:22
19.12.2025 - 21:21
14.12.2025 - 20:11
13.12.2025 - 16:28
06.12.2025 - 05:41
30.11.2025 - 20:25
29.11.2025 - 19:52
23.11.2025 - 20:20
22.11.2025 - 05:51
16.11.2025 - 20:12
15.11.2025 - 20:36
09.11.2025 - 19:51
08.11.2025 - 14:19
02.11.2025 - 11:26
01.11.2025 - 12:48
26.10.2025 - 20:35
25.10.2025 - 20:36
19.10.2025 - 19:03
18.10.2025 - 16:33
12.10.2025 - 15:14
11.10.2025 - 06:50
05.10.2025 - 08:11
04.10.2025 - 07:38
28.09.2025 - 16:33
27.09.2025 - 05:21
21.09.2025 - 10:19
20.09.2025 - 06:35
14.09.2025 - 17:45
13.09.2025 - 13:53
07.09.2025 - 05:33
06.09.2025 - 05:38
31.08.2025 - 07:32
30.08.2025 - 06:26
24.08.2025 - 11:29
23.08.2025 - 19:21
17.08.2025 - 19:58
16.08.2025 - 18:34
10.08.2025 - 19:24
09.08.2025 - 18:00
03.08.2025 - 05:34
02.08.2025 - 06:49
27.07.2025 - 07:04
26.07.2025 - 07:41
20.07.2025 - 05:27
19.07.2025 - 07:50
13.07.2025 - 07:11
11.07.2025 - 21:15
06.07.2025 - 20:14
05.07.2025 - 11:24
29.06.2025 - 19:51
27.06.2025 - 21:05
22.06.2025 - 06:43
21.06.2025 - 08:09
15.06.2025 - 05:19
08.06.2025 - 05:48
07.06.2025 - 06:35
01.06.2025 - 05:43
31.05.2025 - 11:50
25.05.2025 - 05:52
24.05.2025 - 05:41
18.05.2025 - 05:43
17.05.2025 - 15:15
11.05.2025 - 05:53
10.05.2025 - 06:15
04.05.2025 - 06:29
03.05.2025 - 06:21
20.04.2025 - 06:00
19.04.2025 - 06:00
13.04.2025 - 06:00
11.04.2025 - 06:00
06.04.2025 - 06:00
05.04.2025 - 06:00
30.03.2025 - 06:00
28.03.2025 - 06:00
22.03.2025 - 06:00
21.03.2025 - 06:00
15.03.2025 - 06:00
14.03.2025 - 06:00
08.03.2025 - 06:00
08.03.2025 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir