15’inci yüzyıldaki Coğrafi Keşiflerle ilk tohumları atılan, Sanayi Devrimi sonrası hızla yükselen, Soğuk Savaşın bitimi, İnternet’in keşfi sonrası son haline ulaşan bir kavram, küreselleşme. Ekonomik ilişkilerin had safhaya çıkması ve kültürel alışverişle Dünya sathında genel bir barış pekiştireceği yaygın bir görüştü. Ancak süreç, eşitsizlikleri derinleştirip ve ulusal çıkarları yeniden öne çıkaran bir paradoks yarattı. Batı merkezli sistem, gelişmekte olan ülkeler ve büyük güçler arasındaki garip rekabet küreselleşmenin kırılganlığını gözler önüne serdi. 2020’de başlayan pandemi, tedarik zincirlerini felç ederken, enerji krizleri ve yaptırımlar ulus-devletlerin kendi kendine yeterlilik arayışını hızlandırdı. Ve artık ülkeler, küresel işbirliğinden çok kendi çıkarlarını koruma telaşında. Bu vaziyet ise küreselleşmenin birleştirici değil çatışmacı bir dünyanın habercisi.
***
2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Soğuk Savaş sonrası dönemin en büyük kırılmalarından biri oldu. Bu savaş, sadece bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda NATO ile Rusya arasında dolaylı bir güç mücadelesiydi. Enerji kaynakları, gıda güvenliği ve küresel ekonomi üzerindeki etkileri, savaşın yıkıcı gücünü tüm dünyaya hissettirdi. Hala da hissediliyor.
***
2023’te İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, uluslararası toplumun çifte standardını bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) soykırım ve savaş suçu kararları, İsrail üzerindeki baskıyı artırırken, bölgedeki gerilim Lübnan ve iç savaşı henüz bitirmiş Suriye’ye de sıçradı.
***
2025’e geldiğimizde, Pakistan ve Hindistan arasındaki gerginlik, nükleer silahlara sahip iki komşu arasındaki tarihsel husumeti yeniden alevlendirdi. Keşmir meselesi ve bölgesel güç rekabeti, bu iki ülkeyi çatışmanın eşiğine getirdi. Aynı dönemde, Çin’in Tayvan üzerindeki baskısı, Asya-Pasifik’te yeni bir kriz noktası yarattı. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması, Çin’i daha agresif bir tutuma iterken, olası bir savaşın küresel ekonomiye etkileri korkutucu boyutlarda.
***
Son olarak, İran ve İsrail arasındaki savaş, malumunuz. İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri, Hürmüz Boğazı gibi kritik ticaret yollarını tehdit ediyor. Donald Trump’ın “koşulsuz teslim” çağrıları ve ABD’nin bölgeye askeri yığınak yapması, çatışmanın uluslararası bir boyut kazanabileceğine işaret ediyor.
***
Bu çatışmalar, konvansiyonel savaşların geri dönüşüne mi işaret ediyor? Evet, dünya giderek daha fazla geleneksel savaş yöntemlerine yöneliyor. Modern teknolojiler, insansız hava araçları ve siber savaş taktikleriyle birleşse de, devletler arasındaki çatışmalar topyekûn savaş riskini artırıyor. Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Verileri’ne (ACLED) göre, 2024’te küresel çatışmalar 2023’e kıyasla %25 artarken, 223.000 kişi hayatını kaybetti.
***
Bununla birlikte, konvansiyonel savaşın geri dönüşü, nükleer caydırıcılık nedeniyle sınırlı kalabilir. Rusya, Çin, ABD, Hindistan, Pakistan ve İsrail gibi aktörlerin nükleer kapasiteleri, topyekün bir dünya savaşını engelleyen bir faktör. Ancak pandoranın kutusu bir kere dahi olsa açılırsa sonunun nereye varacağını kimse çözemez.
***
Küreselleşmenin çöküşü ve konvansiyonel savaşların hızla yükselişi, insanlık için bir uyarı niteliğinde. Uluslararası kurumların etkisizliği, büyük güçlerin sorumsuzluğu ve bölgesel aktörlerin hırsları, dünyayı kaosa sürüklüyor. Bu yeni kurulacak düzende arabuluculuk rolü üstlenen devletlerin konumu daha da önemli olacak. Bunlardan biri ve hatta artık en önemlisi: savaş teknolojisinde çağ atlamış ve Irak, Suriye, Libya, Karabağ’da caydırıcılığını göstermiş Türkiye. Ancak asıl çözüm, devletlerin uzun vadeli barış hedeflerine odaklanmasında yatıyor. BM Genel Sekreteri António Guterres’in çağrısı net: “Barış ve diplomasi hakim olmalı.” Sonuç olarak, küreselleşmenin sonuna doğru gelip, jeopolitiğin önem kazandığı bu dünya, bizi bir yol ayrımına getiriyor. Ancak nihayetinde sakince yaşamanın kıymetli olduğu zamanlara doğru ilerliyoruz, gerisi fasarya.
22.03.2026 - 21:01
15.03.2026 - 21:15
08.03.2026 - 21:24
02.03.2026 - 21:15
01.03.2026 - 21:17
22.02.2026 - 21:14
15.02.2026 - 21:05
08.02.2026 - 21:06
01.02.2026 - 21:12
25.01.2026 - 21:56
18.01.2026 - 21:03
11.01.2026 - 21:07
04.01.2026 - 21:03
21.12.2025 - 21:03
14.12.2025 - 21:22
07.12.2025 - 21:10
30.11.2025 - 21:11
23.11.2025 - 21:11
16.11.2025 - 21:05
12.10.2025 - 21:03
05.10.2025 - 21:22
28.09.2025 - 21:18
21.09.2025 - 21:05
14.09.2025 - 21:04
07.09.2025 - 21:09
02.09.2025 - 21:14
31.08.2025 - 21:01
24.08.2025 - 21:06
17.08.2025 - 21:11
10.08.2025 - 21:34
02.08.2025 - 21:09
30.07.2025 - 21:24
28.07.2025 - 19:37
06.07.2025 - 19:47
29.06.2025 - 21:06
15.06.2025 - 20:48
08.06.2025 - 21:06
01.06.2025 - 21:05
25.05.2025 - 21:08
18.05.2025 - 21:08
11.05.2025 - 21:13
04.05.2025 - 21:19
27.04.2025 - 21:04
20.04.2025 - 06:00
13.04.2025 - 06:00
06.04.2025 - 06:00
30.03.2025 - 06:00
23.03.2025 - 06:00
16.03.2025 - 06:00
09.03.2025 - 06:00
02.03.2025 - 06:00
23.02.2025 - 06:00
16.02.2025 - 06:00
10.02.2025 - 06:00
02.02.2025 - 06:00
26.01.2025 - 06:00
21.01.2025 - 06:00
12.01.2025 - 06:00
05.01.2025 - 06:00
29.12.2024 - 06:00
15.12.2024 - 06:00
08.12.2024 - 06:00
01.12.2024 - 06:00
17.11.2024 - 06:00
10.11.2024 - 06:00
03.11.2024 - 06:00
27.10.2024 - 06:00
20.10.2024 - 06:00
13.10.2024 - 06:00
06.10.2024 - 06:00
29.09.2024 - 06:00
22.09.2024 - 06:00
15.09.2024 - 06:00
08.09.2024 - 06:00
01.09.2024 - 06:00
25.08.2024 - 06:00
20.08.2024 - 06:00
12.08.2024 - 06:00
04.08.2024 - 06:00
28.07.2024 - 06:00
21.07.2024 - 06:00
14.07.2024 - 06:00
07.07.2024 - 06:00
30.06.2024 - 06:00
23.06.2024 - 06:00
19.06.2024 - 06:00
09.06.2024 - 06:00
02.06.2024 - 06:00
19.05.2024 - 06:00
12.05.2024 - 06:00
05.05.2024 - 06:00
28.04.2024 - 06:00
21.04.2024 - 06:00
14.04.2024 - 06:00
10.04.2024 - 06:00
07.04.2024 - 06:00
01.04.2024 - 06:00
24.03.2024 - 06:00
17.03.2024 - 06:00
10.03.2024 - 06:00
03.03.2024 - 06:00
25.02.2024 - 06:00
18.02.2024 - 06:00
12.02.2024 - 06:00
06.02.2024 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir