x


x
x
GÖLGE SAVAŞINDAN TOPYEKUN SALDIRIYA

Ortadoğu’nun jeopolitik sahnesi, tarih boyunca güç mücadelelerinin, ideolojik çatışmaların ve vekâlet savaşlarının kesişim noktası oldu. Bu karmaşık denklemin kritik aktörlerinden ikisi, İsrail ve İran, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana birbirini varoluşsal tehdit olarak gören iki devlet olarak öne çıkmakta. Son yıllarda, özellikle 7 Ekim 2023 Hamas saldırılarından sonra, bu iki ülke arasındaki gölge savaşı, doğrudan çatışma gibi bir boyuta evrilmiş durumda. Peki, bu gerilim konvansiyonel savaşın ilk aşamasındayken vaziyet bölgesel bir savaşa, ittifaklara doğru da ilerleyebilir mi?

***

Öncelikle hikayenin başına gitmek gerekmekte. 1979’da gerçekleşen İran rejiminin değişimi sonrası İsrail’in takındığı tavır ve bu iki yapının karşılıklı salvoları vaziyeti adeta şuraya getirdi: İsrail ve İran bugünkü varlıklarını 1979’dan gelen düşmanlıklarına dayandırıyor.

***

İran’ın Şii teokrasisinin liderliğinde, “Direniş Ekseni” adı verilen ve Hizbullah, Hamas gibi vekil grupları destekleyen bir ağ kurarak İsrail’e karşı dolaylı bir savaş yürütmesi, İsrail’in de İran’ın nükleer programını, bölgesel nüfuzunu ve vekil güçlerini birincil tehdit olarak görerek yüksek şiddette istihbarati faaliyet yürütmesi de meseleyi buraya doğru çıkarıyor. İran’ın nükleer bilimcilerine suikastlar, hava saldırıları ve siber operasyonlar gibi yöntemlerle de işin cabası.

***

Ancak

2024 yılı, bu gölge savaşının açık çatışmaya dönüştüğü bir dönüm noktası oldu. Nisan 2024’te İsrail’in Şam’daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırı, İran’ın 13 Nisan’da İsrail’e doğrudan füze ve insansız hava aracı saldırısı ile misilleme yapmasına yol açtı. Bu, İran’ın 1979’dan beri İsrail’e yönelik ilk açık saldırısıydı. Ekim 2024’te İran’ın Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesine yanıt olarak gerçekleştirdiği ikinci füze saldırısı, gerilimi daha da tırmandırdı. İsrail’in 26 Ekim 2024’te İran’daki askeri hedeflere yönelik hava saldırıları ve Haziran 2025’te nükleer tesisleri de kapsayan “Yükselen Aslan Harekâtı” ise bu çatışmanın yeni bir safhaya geçtiğini gösteriyor.

***

 

 

 

Bugün, iki ülke arasındaki gerilim, karşılıklı caydırıcılık politikalarının sınırlarını zorluyor. İran, İsrail’in hava savunma sistemlerini (Demir Kubbe, Arrow 3) aşabilecek kapasitede balistik füzeler ve insansız hava araçları geliştirdiğini gösterse de, bu saldırılar genellikle sembolik ve sınırlı hasarla sonuçlanıyor. İsrail ise teknolojik üstünlüğü, F-35 gibi gelişmiş savaş uçakları ve ABD’nin THAAD füze savunma sistemi desteğiyle İran’ın saldırılarını büyük ölçüde etkisiz hale getiriyor. Ancak, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik son saldırıları, İran’ın askeri kapasitesini ve yanıt verme kabiliyetini ciddi şekilde zayıflatmış görünüyor.

***

 

 

 

İran’ın caydırıcılık stratejisi, vekil güçler üzerinden asimetrik savaş yürütmeye dayanıyor. Hizbullah’ın Lübnan’daki kayıpları son saldırılarında İran Genelkurmay Başkanı ve Devrim Muhafızları’nın üst düzey isimlerinin öldürülmesi, Tahran’ın iç politikasında da baskıyı artırabilir. İran’ın ekonomik kırılganlıkları ve ambargolar nedeniyle altyapısının hassasiyeti ise vaziyeti daha da farklı bir noktaya doğru bile evirebilir.

***

İsrail-İran çatışması, sadece iki ülke arasındaki bir mücadele değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun geleceğini şekillendirecek bir satranç oyunu. Türkiye gibi kuvvetli bir aktörün, bu gerilimden ekonomik (enerji fiyatları, ticaret yolları) ve güvenlik (göç dalgaları, terör riski) açısından doğrudan etkilenmemesi için bölgede akil bir pozisyonda yer alması ise şart gibi gözüküyor. Türkiye’nin Lübnan’daki sivillere desteği ve İsrail’in eylemlerine yönelik eleştirileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin İsrail’in tavırlarına karşı açıklamaları ise Ankara’nın bölgedeki pozisyonunu konumlandırma ve güçlendirme olarak okunabilir.

***

 

 

Gelecekte çatışmanın seyri, büyük ölçüde ABD’nin arabuluculuk kapasitesine ve her iki ülkenin iç politik dinamiklerine bağlı olacak. Ancak, ne olursa olsun her iki tarafın da topyekûn bir savaşı göze alamayacak kadar kırılgan olduğu bir gerçek. Bu nedenle, kısa vadede sınırlı misillemeler ve diplomatik manevralar devam edebilir, ancak uzun vadede bölgesel bir savaş riski, tüm aktörleri ve hatta bir kıt’a savaşını dahi ortaya çıkarabilir. Asya’da büyük ve geniş topraklara hükmeden devletlerin bir anda Amerika ve Avrupa kıt’asına karşı harekete dahi geçebilir. Önümüzdeki günler bakalım nelere işaret edecek.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

8 MART’TA MATEM

08.03.2026 - 21:24


YENİ GERİLİM ALARMI

22.02.2026 - 21:14


SAVUNMANIN DENGESİ

15.02.2026 - 21:05


SURİYE’DE DÖNÜŞÜM

25.01.2026 - 21:56


PENÇE VE KİLİT

18.01.2026 - 21:03


MONROE'DAN DONROE'YA MI?

04.01.2026 - 21:03


SOMUT GERÇEKLİK

23.11.2025 - 21:11


BARIŞ İÇİN SAVAŞ…

16.11.2025 - 21:05


UFAK BİR HATIRLATMA

14.09.2025 - 21:04


HADİ SON BİR GAYRET (2)

02.09.2025 - 21:14


HADİ SON BİR GAYRET

31.08.2025 - 21:01


ANAYASAL KALKAN

24.08.2025 - 21:06


TARİH SİZİ UNUTMAYACAK

17.08.2025 - 21:11


SESSİZ SOYKIRIM

10.08.2025 - 21:34


TALİDEN ASLİYE

06.07.2025 - 19:47


DON LASTİĞİ

29.06.2025 - 21:06


KURALLARA UYAN KAZANIR

08.06.2025 - 21:06


BİR RÜYA İÇİN AĞIT

01.06.2025 - 21:05


YALLAH ARABİSTANA MI?

25.05.2025 - 21:08


YENİ BİR DÖNEM

06.04.2025 - 06:00


İPTEKİ CAMBAZ

09.03.2025 - 06:00


BEYHUDE

16.02.2025 - 06:00


LANET VE LÜTUF

10.02.2025 - 06:00


REDDİYE VE FARKINDALIK

02.02.2025 - 06:00


4. YARGI REFORMU

26.01.2025 - 06:00


SAMİMİYET

05.01.2025 - 06:00


FELAKETE ÇIKMIŞKEN

15.12.2024 - 06:00


MEN DAKKA DUKKA

01.12.2024 - 06:00


TANIDIK ZAMANLAR

10.11.2024 - 06:00


ROMA BİR GÜNDE KURULMADI

03.11.2024 - 06:00


KAPALI OTURUM

27.10.2024 - 06:00


PNYX TEPESİ

20.10.2024 - 06:00


Korku iklimi

13.10.2024 - 06:00


ANAYASA HAREKETLERİ (3)

06.10.2024 - 06:00


Anayasa hareketleri (2)

29.09.2024 - 06:00


Anayasa hareketleri (1)

22.09.2024 - 06:00


Bir yol mümkün

15.09.2024 - 06:00


SIYGAYA ÇEKMEK

08.09.2024 - 06:00


Rüzgargülü

01.09.2024 - 06:00


Felah ve refah

25.08.2024 - 06:00


Yasama sorumsuzluğu

20.08.2024 - 06:00


TEMBELLİĞİMİZ

12.08.2024 - 06:00


Sabık Ambassador

04.08.2024 - 06:00


ANADOLU'YA AÇILACAĞIZ

21.07.2024 - 06:00


ANTİ-AMERİKAN

14.07.2024 - 06:00


DAMARLARINDAKİ ASİL KAN

07.07.2024 - 06:00


NORMALLEŞME

30.06.2024 - 06:00


GİZLEMEK SANATTIR

23.06.2024 - 06:00


TAMAMLANACAKTIR

19.06.2024 - 06:00


LAÇKALAŞTIRMA

09.06.2024 - 06:00


İNSAN ÖZEL BİR VARLIK

02.06.2024 - 06:00


İTHAM EDİYORUM

19.05.2024 - 06:00


TAM BİR SENE ÖNCE BUGÜN

12.05.2024 - 06:00


SERDENGEÇTİ

05.05.2024 - 06:00


SESSİZ GEMİ

28.04.2024 - 06:00


BİR DEMET TİYATRO

14.04.2024 - 06:00


HASSASİYET

10.04.2024 - 06:00


BİR BARDAK SU

07.04.2024 - 06:00


SANMIYORUM

01.04.2024 - 06:00


ÇÖZÜM YA DA ÇÖZÜLME

24.03.2024 - 06:00


GERÇEKLİKLE YÜZLEŞMEK

17.03.2024 - 06:00


KESİNLEŞMİŞ KONSENSÜS

18.02.2024 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !