x


x
x
GÜLLÜ’NÜN ARDINDAN: ARABESKİN ACI GERÇEĞİ

Geçtiğimiz günlerde arabesk müziğin unutulmaz seslerinden Güllü'nün trajik ölümü, kamuoyunda şok etkisi yarattı. Yalova'daki evinin balkonundan düşerek hayatını kaybeden sanatçı, geride yalnızca şarkılarını değil, aynı zamanda uzun süredir tartışılan bir konuyu da bıraktı desek yanlış olmaz. : 12 Eylül 1980 sonrasında popülerleşen arabesk müzik, toplum için faydalı mı yoksa zararlı mı? Bu soru, kamuoyunda yeniden alevlenirken, Türkiye'nin sosyal ve kültürel tarihine bir kez daha ışık tutmak gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu tartışmayı dengeli bir şekilde ele almak istiyorum; ne tam bir övgü ne de tam bir yergi sadece gerçekçi bir bakışla.

***

Öncelikle, arabeskin tarihsel kökenlerine kısaca değinelim. Bu müzik türü, 1960'lı yıllarda Orhan Gencebay gibi öncülerle ortaya çıkmaya başladıysa da, asıl yükselişini 12 Eylül sonrasında yaşadı. Darbe sonrası yaşanan olağanüstü dönemde o güne kadar çok etkin şekilde ilerleyen siyasal hareketler bastırılıp asgari bir noktaya çekilirken toplumda geniş çaplı bir depolitizasyon süreci oldu desek yalan olmaz. Kenan Evren liderliğinde oluşan o dönemki yönetim ise arabeski "kültürel yozlaşma" olarak nitelendirip TRT'de yasakladı. Ancak 1983'te Turgut Özal'ın liberal politikalarıyla birlikte, arabesk adeta bir patlama yaptı. O dönem meydana çıkan Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses gibi sanatçıların artık genel popülaritesini konuşmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Bu müzik, Anadolu'dan büyük kentlere göç edenlerin acılarını, yoksulluklarını ve aşk yaralarını yansıtıyordu. Arap ezgileriyle Türk halk müziğini birleştiren arabesk, bir tür "şehirli halk müziği" olarak doğdu ve Batı popunun parlak dünyasına alternatif bir ses getirdi.

***

Arabeskin olumlu yönleri nelerdi? Pek çok açıdan, bu müzik ezilen kesimlerin sesi haline geldi. Şehirleşmenin yarattığı yalnızlığı, sınıf çatışmalarını ve kadercilikle iç içe geçmiş bir isyanı dile getiriyordu. Güllü'nün güçlü ve hüzünlü sesi, örneğin "Oy Beni Vurun Vurun" gibi şarkılarda, tam da bu duyguları yansıtıyordu. Arabesk, elitlerin küçümsediği kitlelere bir aidiyet duygusu sundu; gecekondularda, minibüslerde ve kahvehanelerde yankılandı. Kültürel bir sentez olarak, Türkiye'nin çok katmanlı kimliğini zenginleştirdi. Bugün bile genç müzisyenler –Mabel Matiz veya Aleyna Tilki gibi– arabesk unsurlarını rap ve popa entegre ediyor. Kısacası, arabesk pasif bir ağıt değil, aktif bir direniş biçimiydi; toplumun yaralarını kaşıyarak onları görünür kılıyordu.

***

Öte yandan, bazı eleştirmenler de arabeskin olumsuz etkilerini vurgulamakta. Örneğin, Zülfü Livaneli gibi isimler, arabeski "buzdağının ucu" olarak tanımlıyor. Arabesk, 12 Eylül darbesi sonrası oluşan toplumsal krizlerin derin sorunların yalnızca görünen kısmı olarak nitelendirip buzdağının su üstündeki ucu gibi, arabesk yüzeyde kadercilik ve bireysel acıları işlerken, altında yatan asıl meseleler –fatalizm, siyasi katılımın azalması ve sistemsel eşitsizlikler– gizleniyor imasında bulunuyor.

***

Arabeski eleştirenler; 12 Eylül sonrası dönemde toplum, kolektif mücadele yerine bireysel trajedilere odaklandığını sıkla ifade ediyor. Arabesk şarkıları, "kader utansın" diye haykırırken, bu sorunları bireysel kaderlere indirgeyerek kabullenmeyi teşvik ediyor anlatısına sığınmaktalar.

***

Evet arabesk müzikte Kadın-erkek ilişkileri şiddet, alkolizm ve intihar gibi temalar sıkça yer alıyor; bu da bazılarınca "toplumsal zehir" olarak görüldü. Güllü'nün kendi hayatındaki zorluklar gibi, birçok arabesk sanatçısının trajik öyküleri (Müslüm Gürses'in bağımlılık sorunları veya Bergen'in maruz kaldığı şiddet) bu müziğin karanlık yönlerini simgelemekte. Elit kesimler arabeski utanç verici ve düşük kaliteli bulurken, sol entelektüeller onu depolitizasyonun bir aracı olarak eleştirdi. Evet gerçekten de 1980'lerde arabesk yayılırken, toplumun depolitizasyonlaşması yaşandı. Bu da müzik, acıyı teselli etmek yerine belki de onu normalize ediyor diyenleri sadece bu konuda haklı çıkarıyor.

***

Sonuç olarak, arabesk ne tamamen iyi ne de tamamen kötü bir olgu. O, Türkiye'nin çelişkilerini yansıtan bir ayna gibi. Güllü'nün ölümü, bu tartışmayı yeniden gündeme getirirken bize önemli bir ders veriyor: Müzik, toplumun nabzını tutar. Eğer arabesk "zararlı"ysa, bu toplumun yarattığı koşullardan kaynaklanır; faydalı yanı ise, o yaraları iyileştirme potansiyelinde gizlidir. Artık yargılamak yerine, arabeskten öğrenme zamanı geldi. Siyah ve beyaz keskinliğinde değerlendirmek yerine arabeski gri olarak görmek daha olası.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

8 MART’TA MATEM

08.03.2026 - 21:24


YENİ GERİLİM ALARMI

22.02.2026 - 21:14


SAVUNMANIN DENGESİ

15.02.2026 - 21:05


SURİYE’DE DÖNÜŞÜM

25.01.2026 - 21:56


PENÇE VE KİLİT

18.01.2026 - 21:03


MONROE'DAN DONROE'YA MI?

04.01.2026 - 21:03


SOMUT GERÇEKLİK

23.11.2025 - 21:11


BARIŞ İÇİN SAVAŞ…

16.11.2025 - 21:05


UFAK BİR HATIRLATMA

14.09.2025 - 21:04


HADİ SON BİR GAYRET (2)

02.09.2025 - 21:14


HADİ SON BİR GAYRET

31.08.2025 - 21:01


ANAYASAL KALKAN

24.08.2025 - 21:06


TARİH SİZİ UNUTMAYACAK

17.08.2025 - 21:11


SESSİZ SOYKIRIM

10.08.2025 - 21:34


TALİDEN ASLİYE

06.07.2025 - 19:47


DON LASTİĞİ

29.06.2025 - 21:06


KURALLARA UYAN KAZANIR

08.06.2025 - 21:06


BİR RÜYA İÇİN AĞIT

01.06.2025 - 21:05


YALLAH ARABİSTANA MI?

25.05.2025 - 21:08


YENİ BİR DÖNEM

06.04.2025 - 06:00


İPTEKİ CAMBAZ

09.03.2025 - 06:00


BEYHUDE

16.02.2025 - 06:00


LANET VE LÜTUF

10.02.2025 - 06:00


REDDİYE VE FARKINDALIK

02.02.2025 - 06:00


4. YARGI REFORMU

26.01.2025 - 06:00


SAMİMİYET

05.01.2025 - 06:00


FELAKETE ÇIKMIŞKEN

15.12.2024 - 06:00


MEN DAKKA DUKKA

01.12.2024 - 06:00


TANIDIK ZAMANLAR

10.11.2024 - 06:00


ROMA BİR GÜNDE KURULMADI

03.11.2024 - 06:00


KAPALI OTURUM

27.10.2024 - 06:00


PNYX TEPESİ

20.10.2024 - 06:00


Korku iklimi

13.10.2024 - 06:00


ANAYASA HAREKETLERİ (3)

06.10.2024 - 06:00


Anayasa hareketleri (2)

29.09.2024 - 06:00


Anayasa hareketleri (1)

22.09.2024 - 06:00


Bir yol mümkün

15.09.2024 - 06:00


SIYGAYA ÇEKMEK

08.09.2024 - 06:00


Rüzgargülü

01.09.2024 - 06:00


Felah ve refah

25.08.2024 - 06:00


Yasama sorumsuzluğu

20.08.2024 - 06:00


TEMBELLİĞİMİZ

12.08.2024 - 06:00


Sabık Ambassador

04.08.2024 - 06:00


ANADOLU'YA AÇILACAĞIZ

21.07.2024 - 06:00


ANTİ-AMERİKAN

14.07.2024 - 06:00


DAMARLARINDAKİ ASİL KAN

07.07.2024 - 06:00


NORMALLEŞME

30.06.2024 - 06:00


GİZLEMEK SANATTIR

23.06.2024 - 06:00


TAMAMLANACAKTIR

19.06.2024 - 06:00


LAÇKALAŞTIRMA

09.06.2024 - 06:00


İNSAN ÖZEL BİR VARLIK

02.06.2024 - 06:00


İTHAM EDİYORUM

19.05.2024 - 06:00


TAM BİR SENE ÖNCE BUGÜN

12.05.2024 - 06:00


SERDENGEÇTİ

05.05.2024 - 06:00


SESSİZ GEMİ

28.04.2024 - 06:00


BİR DEMET TİYATRO

14.04.2024 - 06:00


HASSASİYET

10.04.2024 - 06:00


BİR BARDAK SU

07.04.2024 - 06:00


SANMIYORUM

01.04.2024 - 06:00


ÇÖZÜM YA DA ÇÖZÜLME

24.03.2024 - 06:00


GERÇEKLİKLE YÜZLEŞMEK

17.03.2024 - 06:00


KESİNLEŞMİŞ KONSENSÜS

18.02.2024 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !