x


x
x
ALGI VE ÖN YARGI

Zihnimizin efendisi olmak ya da kölesi olmak… Akıl terazisine vurulmadan kabul edilen her sunum, başkalarının yönlendirmesiyle zihnimize uşaklığı emrediyor. Dışarıdan gelen uyarılar, eylemlerin gerçek yüzünü örterek bizlerde ön kabullere yol açıyor. Tek tip üniforma gibi düşünülmesi istenen sanal gerçekliklere araştırmadan, akıl süzgecinden geçirmeden verilen hükümler, olguyu perdeleyerek algının öne geçmesine zemin hazırlıyor ve zihinlerde ön yargı olarak beliriyor.

***

Algı oluşturmak, olgunun nesnelliğini akıllardan uzak tutmak için başvurulan bir yöntem aslında. Nesnelliğin egemen olmasını istemeyen zihinler için olayların nasıl ve niçini önemli değildir. Verilen hüküm nettir böylelerinde. Benim başkanım, benim yoldaşım, benim partim, benim takımım… Sahiplenilen her alanın yaptıkları, zihnimiz için koşulsuz doğruysa oluşturulan algının kölesi olmuşuz demektir.

***

Zihin, hayatın başladığı andan itibaren dış etkilere açıktır. Söylenenlerden çok ebeveynin davranışlarından dolayısıyla onların bakış açılarından etkilenen çocuk zihin için kabuller, algılardan oluşuyor. Kendi muhakeme gücünü kullanabilme yetisini elde ettikten sonra bu yetiyi kullanamıyor ya da kullanmak istemiyorsa ön yargıların esiri hâlinde devam ediyor hayat.

***

“Kadın şoförler araç kullanmada yetersizdir, yaşlı insanlar teknolojiden yeterli derecede yararlanamıyor, öğretmenler kendilerini yenileyemiyor, sosyal statüsü ya da ekonomik durumu kendi ailemizden daha düşük olanlarla arkadaşlık yapmak doğru değildir” türünden ön yargılar zamanla genellemeye dönüşüyor. Bu tür ön yargılara “Akşam geç saatte çay içersem uykum kaçar, sabahleyin olumsuz bir olay yaşarsam gün boyu olumsuzlukların arkası kesilmez, sonradan fark ettiğim kıyafetimdeki uyumsuzluk beni akşama kadar sinir eder” gibi öze yönelik olanları da koyarsak ne kadar çok ön yargımız olduğunu fark etmeye başlarız. Nelere karşı ön yargımız olduğunu her insan bu örneklere bakarak çoğaltabilir.

***

Asıl fark ve terk etmemiz gereken ön yargılarımız ise bilinçsizce hiçbir koşula bağlamadan kabul ettiklerimizdir. Güncellenmiş ve revize edilmiş bir zihne ihtiyacımız var. Olayları akıl süzgecinden geçirmeden yapılan değerlendirmeler, bunun altından bir çapanoğlu çıkar şüphesiyle örülen algılara teslim olan zihinler, olguyu dolayısıyla gerçeği göremiyor maalesef.

***

Güncel olaylardan hareket edelim: Örneğin kamusal alandaki bir gayri meşruluğun, genel ahlak ilkeleriyle bağdaşmadığını anlatan birine, adı hırsızlık olan, kamu malını çalmak olan eylemi örtmeye çabalayarak; hayat pahalılığından şikâyetçi olan ya da emeklilerin maaşlarının düşük olduğunu söyleyen birine, benim partimi kötülüyor ön yargısıyla konuyu siyasi zemine çekerek karşı çıkmak… Yine örneklerini çoğaltabileceğimiz bu türden ön yargıların aslında bizim dışımızdaki mahallerin oluşturmaya çalıştığı algılar olduğunu söylememiz lazım. Olguları algıyla değiştirmeye, dönüştürmeye çalışan bu türden çabaları oldukça sık görmekteyiz. Bu tür karşı çıkışların altında sosyal alanlardan uzak oluşun, yüzeysel bakışın, edinilen kültürel birikimdeki yetersizliğin ve her şeyden önce aklı kullanmada zafiyetin olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür yaklaşımlar itici olduğundan, kişilerin yalnızlaşmasına da sebep oluyor. Yeri gelmişken Namdar Rahmi Karatay’ın şiirinden bir alıntı yaparak dokundurmaya çalışalım:

               “Hasan’ın böreğine vaktinde yetişmeli,

                 Hiç durmadan gövdeye atıştırıp şişmeli,

                 Yanıp da kavrulmadan mükemmelen pişmeli,

                 Sonra seni almazlar hiçbir yere çiğ diye,

                 Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye!”

***

Bor’un pazarı geçmeden erenler misali hoşgörülü olabilmeye, gönül kazanmaya bakmak gerek. Erdeme varacak süreci Yunus’ça tavsiye edelim:

 “Yunus miskin çiğ idik/ Piştik elhamdülilllah”

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

EMEKLİYE RAMAZAN

10.02.2026 - 21:19


MUHABBET KÂRI

31.01.2026 - 21:49


GAZZE’DEN HİSSE

22.01.2026 - 21:17


AFFETME GÜNÜ

10.01.2026 - 21:25


2025 SERENCAMI

30.12.2025 - 21:19


HABBEYİ KUBBE YAPMAK

10.12.2025 - 21:18


ÖMÜRLE HASBİHÂL

17.11.2025 - 21:05


EKRANIN EFENDİSİ OLMAK

27.10.2025 - 21:08


YALAKANIN FENDİ

07.10.2025 - 21:35


KİBRİN PAYESİ

27.09.2025 - 21:10


SORUMLULUĞUN RENGİ

16.08.2025 - 21:08


İNSANLIK NEREDE DURACAK

08.08.2025 - 21:36


İYİ VE KÖTÜ

27.07.2025 - 20:58


HABİS UR: İSRAİL

27.06.2025 - 21:13


SANA ŞU KADARA OLUR

07.05.2025 - 21:11


KUYUDAKİ TAŞLAR

27.03.2025 - 06:00


ŞEHİT VE VATAN

17.03.2025 - 06:00


EĞİTİM HERKESİN DERDİ

28.02.2025 - 06:00


OLANLAR UMULANLAR

18.02.2025 - 06:00


KADIRGALI TRUMP

08.02.2025 - 06:00


SON SAYFAYI AÇMADAN

27.12.2024 - 06:00


NECATİ BEY

17.12.2024 - 06:00


MEB’E AÇIK MEKTUP

07.12.2024 - 06:00


YABANCI OKULLAR SORUNU

27.11.2024 - 06:00


İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

17.11.2024 - 06:00


SİYONİZMİN PKK PLANI

27.10.2024 - 06:00


İRFAN VE ÖLÇÜ

07.10.2024 - 06:00


Zer-dûz palan vursan

29.09.2024 - 06:00


EYLÜL

07.09.2024 - 06:00


Kuvayımilliye ve Hamas

07.08.2024 - 06:00


ADAP VE EDEP

27.07.2024 - 06:00


KENDİNİ BİLMEK

17.07.2024 - 06:00


OKUMAKTAN MURAT NE?

27.06.2024 - 06:00


NASIL OKUMALI?

17.06.2024 - 06:00


OKUMA TÜRLERİ

07.06.2024 - 06:00


DOĞRU OKUMA

27.05.2024 - 06:00


ZORU KOLAY KILMAK

07.05.2024 - 06:00


KİTAP DÜNYASINA MERHABA

27.04.2024 - 06:00


BAYRAMA İKİ ADIM KALA

07.04.2024 - 06:00


CEMAAT VE CEMİYET

17.02.2024 - 06:00


İŞLER ZIVANADAN ÇIKINCA

27.01.2024 - 06:00


GENELLEMELER

17.01.2024 - 06:00


AKİF’İ ANARKEN

27.12.2023 - 06:00


SÖZÜN DOĞRUSU...

16.12.2023 - 06:00


BİZİM DERDİMİZ OLMALI

06.12.2023 - 06:00


CENAZE YEMEĞİ

07.10.2023 - 06:00


DERİN İZ: ZULÜM

07.08.2023 - 06:00


KELİMELERİN GÜCÜ...

17.06.2023 - 06:00


ÖFKE ÜZERİNE

08.06.2023 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !