Sonrası düşünülmeden alınan kararlar, çoğu zaman uygulamadan etkilenen insanların başına dert oluyor. Böylesi kararlar, küçük bir kesimin gönlünü yapayım derken hizmet alan vatandaşların haklarını ihlal edebiliyor.
***
Bir yakınımın damar tıkanıklığı sebebiyle açık kalp ameliyatı olması gereken bir süreci ailecek yaşıyoruz. Ameliyat için hastamızın yatırıldığı üniversite hastanesinde, hastamız ameliyat olmadan iki kez yoğun bakıma alındı. İlkinde kan değerleriyle ilgili bir iyileştirme süreci, ikincisinde akciğerde oluşan ödem ve enfeksiyonun hasta vücudundan bertaraf edilmesi süreci. Doktorların, hemşirelerin hastalara olan ilgisi, işlerini bihakkın yerine getirdiklerini gösteriyor. Fakat hastanede oldukça derin bir temizlik sorunu var. Neredeyse hastanede yatan bütün hastalar hatta refakatçiler bu kirlilikten, dipte köşede biriken bakterilerden enfeksiyon alarak nasipleniyor.
***
Yanlış kararlarla enfeksiyonun ne ilgisi var diyeceksiniz şimdi. Hatırlayacaksınız çok değil bundan sekiz yıl kadar önce hastanelerde temizlik görevlilerin elinden temizlik malzemeleri düşmez, bırakın zeminin paspaslanmasını ellerinde bezlerle dip köşe her tarafta bir temizlik koşuşturması gözlenirdi. Şimdi ise temizlik hak getire. Hastaneye adımınızı attığınızda içeride sağlığı tehdit eden boyutlara varan bir temizlik sorunu yaşandığını rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz.
***
Sorunun neyden kaynaklandığını tahmin etmekle birlikte durumu bir hastane yetkilisiyle görüştüm. Temizlik görevlilerini maalesef çalıştıramıyoruz hocam, cevabını verdi. Sorunun yalnızca kendi hastanelerinde değil tüm devlet ve tıp fakültesi hastanelerinde aynı olduğunu söyledi. Tablonun kendi hastanelerine münhasır bir yönetim zafiyeti olmadığından bahsetti. “Eskiden temizlik hizmetlerimizi hizmet alımı yöntemiyle ihale yaparak bir şirkete verir, sorumlu olarak da muhatabımız şirket olurdu. Ne zaman ki taşeron işçileri olarak anılan şirket elemanları sürekli kadroya alındı, olan o zaman oldu. Asgari ücretle çalışan şirket elemanları hastaneleri pırıl pırıl yapıyordu, sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra ücretleri asgari ücretin üç katına yükseltilmesine rağmen temizlikten aldığımız verim, aynı işçilerle eskiye oranla üç kattan daha fazla düştü. Görevlerini hatırlattığımızda sendika olmayacak gerekçelerle karşımıza dikiliyor.” Bu açıklamaya ne denir ki? Hâli pürmelalimiz bu.
***
Yakınımın hastalığının uzunca bir tedavi sürecinde iki devlet hastanesinde bulundum, şimdi de bir tıp fakültesi hastanesinde bulunuyorum. Gördüklerim, hastane yetkilisinin açıklamalarını teyit ediyor. Zemin kattan bindiğim asansörde bir konuşmaya şahit oluyorum. Benimle birlikte asansöre binen bir temizlik görevlisi, hemşire arkadaşına yarından itibaren iki günlük iş yavaşlatma eylemi yapacaklarını söylüyor. Sanırım döner sermaye paylarının geciktirilmesine yönelikmiş eylemleri. Yaşlıca bir hasta yakını itiraz ediyor, burası sağlık kuruluşu, hastalar ne olacak, diyor. O, bizim sorunumuz değil, biz üretimden gelen gücümüzü kullanacağız amca, cevabını alıyor. Temizlik görevlisi ile arkadaşı ikinci katta iniyor. Asansörde kırklı yaşlarda bir hanımefendi eleştiriye başlıyor. “Ben fen edebiyat fakültesinde doçentim, bunlar benden fazla maaş alıyor. İş yavaşlatmakmış, zaten haddinden fazla yavaşlar hatta umursamazlar. Masamın üzerini sildiremiyorum, kendim silmek zorunda kalıyorum.” Bu kısa asansör sohbeti bile başlı başına sorunun yalnızca hastanelerde değil tüm kurumlarda olduğunun beyanı.
***
Söylemimizden taşeron işçilerinin güvencesiz çalıştırılması, kapasite üstü hizmet üretmelerinin beklentisi anlaşılmamalı. Ancak taşeron işçileri, sürekli kadrolu işçi statüsüne alınırken bu tür sorunların ortaya çıkabileceğini öngören bir akla ihtiyaç olduğuydu. İş veriminin düşmemesi için tedbirler alınarak statü değişikliğinin yapılması varken böylesi bir olumsuz ortama yol açılmaması gerekirdi.
***
Sorun çözmek akla, deneyime ve ileri görüşe dayanmalı. Liyakat dediğimiz tam da bu işte.
20.03.2026 - 21:06
10.03.2026 - 21:14
28.02.2026 - 21:15
20.02.2026 - 21:03
10.02.2026 - 21:19
31.01.2026 - 21:49
22.01.2026 - 21:17
10.01.2026 - 21:25
30.12.2025 - 21:19
20.12.2025 - 21:08
10.12.2025 - 21:18
27.11.2025 - 21:04
17.11.2025 - 21:05
07.11.2025 - 21:08
27.10.2025 - 21:08
07.10.2025 - 21:35
27.09.2025 - 21:10
07.09.2025 - 21:10
27.08.2025 - 21:07
16.08.2025 - 21:08
08.08.2025 - 21:36
27.07.2025 - 20:58
17.07.2025 - 20:25
07.07.2025 - 21:18
27.06.2025 - 21:13
16.06.2025 - 19:33
07.06.2025 - 21:08
27.05.2025 - 21:08
18.05.2025 - 21:09
07.05.2025 - 21:11
28.04.2025 - 21:06
17.04.2025 - 06:00
07.04.2025 - 06:00
27.03.2025 - 06:00
17.03.2025 - 06:00
07.03.2025 - 06:00
28.02.2025 - 06:00
18.02.2025 - 06:00
08.02.2025 - 06:00
27.01.2025 - 06:00
18.01.2025 - 06:00
07.01.2025 - 06:00
27.12.2024 - 06:00
17.12.2024 - 06:00
07.12.2024 - 06:00
27.11.2024 - 06:00
17.11.2024 - 06:00
07.11.2024 - 06:00
27.10.2024 - 06:00
17.10.2024 - 06:00
07.10.2024 - 06:00
29.09.2024 - 06:00
17.09.2024 - 06:00
07.09.2024 - 06:00
27.08.2024 - 06:00
17.08.2024 - 06:00
07.08.2024 - 06:00
27.07.2024 - 06:00
17.07.2024 - 06:00
07.07.2024 - 06:00
27.06.2024 - 06:00
17.06.2024 - 06:00
07.06.2024 - 06:00
27.05.2024 - 06:00
17.05.2024 - 06:00
07.05.2024 - 06:00
27.04.2024 - 06:00
20.04.2024 - 06:00
07.04.2024 - 06:00
27.03.2024 - 06:00
17.03.2024 - 06:00
07.03.2024 - 06:00
27.02.2024 - 06:00
17.02.2024 - 06:00
07.02.2024 - 06:00
27.01.2024 - 06:00
17.01.2024 - 06:00
07.01.2024 - 06:00
27.12.2023 - 06:00
16.12.2023 - 06:00
06.12.2023 - 06:00
27.11.2023 - 06:00
16.11.2023 - 06:00
10.11.2023 - 06:00
27.10.2023 - 06:00
17.10.2023 - 06:00
07.10.2023 - 06:00
27.09.2023 - 06:00
17.09.2023 - 06:00
07.09.2023 - 06:00
27.08.2023 - 06:00
16.08.2023 - 06:00
07.08.2023 - 06:00
26.07.2023 - 06:00
17.07.2023 - 06:00
07.07.2023 - 06:00
27.06.2023 - 06:00
17.06.2023 - 06:00
08.06.2023 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir