x


x
x
KİBRİN PAYESİ

Kibir sözcüğünün tanımını Türk Dil Kurumu Sözlüğü “kendini başkalarından üstü tutma; benlik, böbür, gurur, büyüklenme” olarak yapıyor. Kibrin az veya çok hemen her insanda var olup olmadığı, hastalık olarak görülüp görülemeyeceği, toplumsal ret ya da kabul alanına ne durumda girebileceği konusuna gelin tanımdan hareketle gözlemlerden, deneyimlerden doğan saptamalarla cevap aramaya çalışalım:

               Kibirli insanlar;

               Ne olursa olsun, kendilerini haklı görürler,

               Her durumda önceliğin kendilerine ait olmasının kişisel hakları olduğuna inanırlar,

               Çevresindekilere maddi ya da manevi baskı kurarak onlara hükmetmeye çalışırlar,

               Adaleti kendi lehlerine isterler,

***       

Empati yetenekleri zayıf olduğundan ya da empatiye gerek görmediklerinden davranışlarının nasıl görüldüğünün farkına varmazlar veya bunu umursamazlar; dolayısıyla başkalarının da hakları olduğunu kabul eğilimleri çok zayıftır,

Bulundukları konumdan daha üstün bir konuma geçmek için çaba sarf ederler,

İnanç ve ahlak kurallarını benliklerinde barındırma oranı, benliklerini sevme oranıyla orantılıdır; benlik sevme, narsistik boyutundaysa bu oran neredeyse inkâr seviyesindedir,

Eleştiriye kesin olarak kapalıdırlar,

Hakkı, adaleti, insani değerleri dillerinden düşürmezler ancak gerçekte bu kavramlara kendi çıkarları doğrultusunda bakarlar; dolayısıyla hakkı olmayanı hakkı gibi görürler, gerçekleşmediğinde bütün güçleriyle saldırıya geçerler,

Mal ve mevki hırsı öncelikleridir,

Hemen her konuda gösteriş, hayat düsturlarıdır.

***       

Toplumsal hayatta sık sık gördüğümüz bu ve benzeri davranışların temelinde yatan kibir duygusuyla davranış gösteren insanlar, çevresindeki insanları rahatsız eder. Servet kaybolunca, makam elden gidince, sıradan bir yaşam başlayınca böylesi insanlar büyük bir yıkıma uğrar. Esasen öz güven, başarılı olmak, toplum tarafından beğenilmek, yaptığı işte aranır insan olmak, hırs gibi duyguların insanda belli bir düzeyde bulunması ve davranışlara yansıması normaldir. Ancak bunun bir ölçüsü olması gerekir. Başka insanları rahatsız edici; onların yaşamını sınırlayıcı, düşünce ve davranışlarına hükmedici ölçüye varan kibir duygusunun iyicil bir duygu; davranışlarının da kabul edici boyutta olması sanırım düşünülemez.

Bütün dinler ve ahlak kuralları kibri hoş görmez. Rabbimiz, yüce kitabımızda bu tür davranışlardan kaçınılması gerektiğini birçok ayette öğütlemektedir. Lokman Suresi 18. Ayet’ini örnek vermekle yetinelim. Şöyle buyruluyor: “Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez.” “Burnu büyümek, ne oldum delisi olmak, bölükbaşı gibi yürümek” gibi deyimlerimiz; “Sen kendini övme, el seni övsün.”, “Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.” gibi atasözlerimiz; “Mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var.” gibi halk sözlerimiz, kibrin ahlaki bir zayıflık olduğunu vurgular. Yunus Emre’nin şu dörtlüğü de ahlaki normlara uygunluğun güzel bir seslenişidir:

               “Yol odur ki doğru vara

                 Göz odur ki Hakk’ı göre

                 Er odur ki alçakta dura

                 Yüceden bakan göz değil”

***       

Sözü eğitimin evde başladığı gerçeğiyle bitirelim. Her huy ve davranışta olduğu gibi kibir de aile içindeki söz davranışlarla çocuklarda gelişir. Sosyal statü, yaşam standardı, ekonomik yetersizlik bakımından kendi ailesinden alt düzeyde olduğu düşünülen aileler hakkında eleştirici, küçük görücü sözler sarf eden ailelerin çocuklarında zamanla benzer duygu ve davranışların görülmesi kaçınılmaz olur.

Normali, doğruyu, güzeli, insani olanı ve olmayanı seçme hakkı bizim. Nihayetinde insan dünyadan yaptıklarını götürüyor ancak.

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

EMEKLİYE RAMAZAN

10.02.2026 - 21:19


MUHABBET KÂRI

31.01.2026 - 21:49


GAZZE’DEN HİSSE

22.01.2026 - 21:17


AFFETME GÜNÜ

10.01.2026 - 21:25


2025 SERENCAMI

30.12.2025 - 21:19


HABBEYİ KUBBE YAPMAK

10.12.2025 - 21:18


ALGI VE ÖN YARGI

27.11.2025 - 21:04


ÖMÜRLE HASBİHÂL

17.11.2025 - 21:05


EKRANIN EFENDİSİ OLMAK

27.10.2025 - 21:08


YALAKANIN FENDİ

07.10.2025 - 21:35


SORUMLULUĞUN RENGİ

16.08.2025 - 21:08


İNSANLIK NEREDE DURACAK

08.08.2025 - 21:36


İYİ VE KÖTÜ

27.07.2025 - 20:58


HABİS UR: İSRAİL

27.06.2025 - 21:13


SANA ŞU KADARA OLUR

07.05.2025 - 21:11


KUYUDAKİ TAŞLAR

27.03.2025 - 06:00


ŞEHİT VE VATAN

17.03.2025 - 06:00


EĞİTİM HERKESİN DERDİ

28.02.2025 - 06:00


OLANLAR UMULANLAR

18.02.2025 - 06:00


KADIRGALI TRUMP

08.02.2025 - 06:00


SON SAYFAYI AÇMADAN

27.12.2024 - 06:00


NECATİ BEY

17.12.2024 - 06:00


MEB’E AÇIK MEKTUP

07.12.2024 - 06:00


YABANCI OKULLAR SORUNU

27.11.2024 - 06:00


İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

17.11.2024 - 06:00


SİYONİZMİN PKK PLANI

27.10.2024 - 06:00


İRFAN VE ÖLÇÜ

07.10.2024 - 06:00


Zer-dûz palan vursan

29.09.2024 - 06:00


EYLÜL

07.09.2024 - 06:00


Kuvayımilliye ve Hamas

07.08.2024 - 06:00


ADAP VE EDEP

27.07.2024 - 06:00


KENDİNİ BİLMEK

17.07.2024 - 06:00


OKUMAKTAN MURAT NE?

27.06.2024 - 06:00


NASIL OKUMALI?

17.06.2024 - 06:00


OKUMA TÜRLERİ

07.06.2024 - 06:00


DOĞRU OKUMA

27.05.2024 - 06:00


ZORU KOLAY KILMAK

07.05.2024 - 06:00


KİTAP DÜNYASINA MERHABA

27.04.2024 - 06:00


BAYRAMA İKİ ADIM KALA

07.04.2024 - 06:00


CEMAAT VE CEMİYET

17.02.2024 - 06:00


İŞLER ZIVANADAN ÇIKINCA

27.01.2024 - 06:00


GENELLEMELER

17.01.2024 - 06:00


AKİF’İ ANARKEN

27.12.2023 - 06:00


SÖZÜN DOĞRUSU...

16.12.2023 - 06:00


BİZİM DERDİMİZ OLMALI

06.12.2023 - 06:00


CENAZE YEMEĞİ

07.10.2023 - 06:00


DERİN İZ: ZULÜM

07.08.2023 - 06:00


KELİMELERİN GÜCÜ...

17.06.2023 - 06:00


ÖFKE ÜZERİNE

08.06.2023 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !