İnsan onurunu zedeleyen öyle davranışlar vardır ki adlandırılmaları bile cuk diye oturmuş, diye düşündürür insanı. Yalaka sözcüğü de bunlardan biri. Sözcüğün etimolojik derinliğime inmeden yala(mak) fiilinden isim olduğunu söylemekle yetinelim.
***
Kişisel çıkarı için doğru ya da yanlış olduğuna aldırış etmeden güçlünün söylediğini, davranışını pekiştirir yalaka. Yapmacık, kuru bir lisana sahiptir o. Varsa yoksa menfaatini düşünür. Sözleri yaranmak istediği gücün dışındakilerin tepkisine neden olsa da yalaka için bunun bir önemi yoktur. Önemli olan, yaranmak istediği gücün hoşuna gitmesidir.
***
Yalaka ehliyetsizdir, liyakatsizdir. Kendine göre bir fikri de yoktur. Onun görevi yalnızca yağcılıktır. Efendisine “En iyisini siz bilirsiniz.”, “Sizin gibi birine hizmet etmek benim için lütuftur.” sözleri yağdanlık olmanın fazileti(!), ihsan kazanmanın kestirme yöntemidir. Efendisi benlik okşayıcı sözlerin büyüsünden sarhoş olmaya yatkınsa yalaka, onun gücünden yararlanmanın da en kolay yolunu bulmuş demektir.
***
İstişareye önem veren, eleştiriye açık, ileri görüşlü, basiret ve feraset sahibi yöneticilerin yanında barınamaz yalaka. Bin bilse de bir bilene danışır böylesi güç sahipleri ve istişarenin ilahi bir emir, vicdani bir sorumluluk, akli bir yöntem olduğunun farkındadır. Yalakanın yeri tam da bu tanımlamanın dışında kalan yöneticilerin etrafı hatta yuvasıdır. Doğrusunu da yanlışını da allayıp pullayarak sahibine yeniden sunan yalaka, öyle bir denize yelken açtırır ki varılacak liman, imardan mahrum harabe olarak çıkar karşısına kaptanının.
***
Gemideki yalakalar çoğalırsa vay geldi güvertedekilerin başına! Pusulasız gemide dümeni rastgele, ama ben kaptanım bencilliğiyle çevirmeye başlayınca, yalakaların, “En güzel rota bizim rota!!!” alkışları seferberliğinde serdengeçtiliğin tahtında hisseder dümenbaşı kendisini. Gözü vardır gerçeği görmez, kulağı vardır hakikati işitmez serdengeçtiler, yalakaların görkemli naralarıyla alabildiğince ufka bakıp menzil gördüğünü sanır. Veyl olsun böylelerine!
***
Bütün amacı doğruya, güzele hizmet etmek olan iyi niyetli güç sahiplerinin zaman zaman yanlış kararları olsa da onlar etrafındaki aklı başında insanların uyarılarına kulak verir; beşer, şaşar idrakinde fikir alışverişinde bulunur ve yanlıştan dönmeyi erdem kabul eder.
***
İnsanoğlu yaratılışı gereği takdir edilmekten hoşlanır. Üstün astını özendirmesi için “marifet iltifata tabidir” denmiş, amenna. Doğru yapıldığına inanılan her karar, her eylem için bihakkın güzel. Ancak yanlışları söylemekten sakınmak hatta doğru gibi alkışlamak bu çerçevede düşünülemez. Bu, olsa olsa yalakanın rütbesidir ki işte o, kendi bahtına başkalarını kurban etmekten çekinmez. Varsa yoksa dağın zirvesine doğru uçarak varmaktır onun düşüncesi, hiç olmazsa merdiveni bir basamak daha tırmanmak… Dünün aciz dalkavuğu yalnızca efendisini eğlendirirken günümüz yalakası efendisinin zayi olmasını umursamaz bile. Rahmet okutur yalaka, dünün dalkavuğuna biiznillah.
***
İnsan onuruyla bağdaşmayan yalakalık, bir nevi hastalıktır. Önlem alınmazsa metastaz yapar ve bütün bünyeyi sarar. Hastalığın sonu hüsran olunca da işinin bittiğini bilir, efendisine sırt çevirir. Artık onun sonraki istikameti kendisine daha ikballer temin edecek yeni efendiler bulmaktır.
***
Etraftaki çerden çöpten insanları yani yalakaları görelim derim dostlar, vesselam…
(Not: 8 Eylül tarihli gazetemizde yayımlanan “Sosyal Belediyecilik Adına” başlıklı yazımda kimi emeklilerin sesine tercüman olduğum yazımdaki eleştirileri dikkate alarak kısmen iyileştiren Burdur Belediye Başkanına teşekkürlerimi sunuyorum. En önemli ayrımın, emeklilere reva görülen mekân ayrımcılığı konusunda da doğru uygulamanın yapılacağına olan inancımı koruduğumu da belirtmek isterim.)
20.03.2026 - 21:06
10.03.2026 - 21:14
28.02.2026 - 21:15
20.02.2026 - 21:03
10.02.2026 - 21:19
31.01.2026 - 21:49
22.01.2026 - 21:17
10.01.2026 - 21:25
30.12.2025 - 21:19
20.12.2025 - 21:08
10.12.2025 - 21:18
27.11.2025 - 21:04
17.11.2025 - 21:05
07.11.2025 - 21:08
27.10.2025 - 21:08
17.10.2025 - 21:28
27.09.2025 - 21:10
07.09.2025 - 21:10
27.08.2025 - 21:07
16.08.2025 - 21:08
08.08.2025 - 21:36
27.07.2025 - 20:58
17.07.2025 - 20:25
07.07.2025 - 21:18
27.06.2025 - 21:13
16.06.2025 - 19:33
07.06.2025 - 21:08
27.05.2025 - 21:08
18.05.2025 - 21:09
07.05.2025 - 21:11
28.04.2025 - 21:06
17.04.2025 - 06:00
07.04.2025 - 06:00
27.03.2025 - 06:00
17.03.2025 - 06:00
07.03.2025 - 06:00
28.02.2025 - 06:00
18.02.2025 - 06:00
08.02.2025 - 06:00
27.01.2025 - 06:00
18.01.2025 - 06:00
07.01.2025 - 06:00
27.12.2024 - 06:00
17.12.2024 - 06:00
07.12.2024 - 06:00
27.11.2024 - 06:00
17.11.2024 - 06:00
07.11.2024 - 06:00
27.10.2024 - 06:00
17.10.2024 - 06:00
07.10.2024 - 06:00
29.09.2024 - 06:00
17.09.2024 - 06:00
07.09.2024 - 06:00
27.08.2024 - 06:00
17.08.2024 - 06:00
07.08.2024 - 06:00
27.07.2024 - 06:00
17.07.2024 - 06:00
07.07.2024 - 06:00
27.06.2024 - 06:00
17.06.2024 - 06:00
07.06.2024 - 06:00
27.05.2024 - 06:00
17.05.2024 - 06:00
07.05.2024 - 06:00
27.04.2024 - 06:00
20.04.2024 - 06:00
07.04.2024 - 06:00
27.03.2024 - 06:00
17.03.2024 - 06:00
07.03.2024 - 06:00
27.02.2024 - 06:00
17.02.2024 - 06:00
07.02.2024 - 06:00
27.01.2024 - 06:00
17.01.2024 - 06:00
07.01.2024 - 06:00
27.12.2023 - 06:00
16.12.2023 - 06:00
06.12.2023 - 06:00
27.11.2023 - 06:00
16.11.2023 - 06:00
10.11.2023 - 06:00
27.10.2023 - 06:00
17.10.2023 - 06:00
07.10.2023 - 06:00
27.09.2023 - 06:00
17.09.2023 - 06:00
07.09.2023 - 06:00
27.08.2023 - 06:00
16.08.2023 - 06:00
07.08.2023 - 06:00
26.07.2023 - 06:00
17.07.2023 - 06:00
07.07.2023 - 06:00
27.06.2023 - 06:00
17.06.2023 - 06:00
08.06.2023 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir