Bazen kelimeler kifayetsiz kalır duygularımızı tarif etmeye. İçe acı, sızı veren bir duyguysa eğer, tarife güç dayanmaz; sözcükler boğazınıza düğümleniverir. Kalbin süveydasında öyle duygulara yer açılmıştır ki o yerin derinliği de, içeriği de muammadır, henüz kimse tam açıklayabilmiş değildir. Bir mazlumu görünce, bir sevdalıya kulak verince, bir ah sesine dikkat kesilince içinizde buruk bir acı, kesif bir ince sızı oluşur ya… Bazen o acı, o sızı gözlerinizin derununa vurur da pınar olup gözünüzden bir çift damla akıtır ya… İnsan işte, duygu işte, anlatılamayan da o işte…
***
Türkülerimize yansıtmışız duygularımızı. Anlatmaya mecalimizin yetmediği sızıları, dile getirmeye derman olur diye türkülerin ezgisiyle birleştirelim istemişiz. Ezgisi yakıcı olsun, sızının derinine yönelsin de anlatamadığımızı tellendirsin diye arzu etmişiz. Anasından, babasından; atasından, yârinden; havasından, suyundan ayrı düşen gönle kurulunca hasret, dillenmeye bahane arar durur. Ezgisiyle ses tellerine daha bir kondurur:
“Allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar hey”
***
Türkünün söyleyicisi belli değil, anonim, halka mal olmuş. Ezgisini hatırlayalım, daha sözlere gelmeden insanın yüreğine nasıl dokunduğunu hissedelim. Sözlerle birleşince de yanık yüreklerin ah ve figanını duyumsuyoruz. Memleket sevgisi o denlidir ki orada hep güzellikler vardır. Yüreğe düşünce hasreti insanı mecalsiz, yaralı hâle getirir. Mısraları söyleyen memleket hasretinin yakıcılığını bu sözlerle anlatıyor ve sözler ezgiyle bütünleşince o hasrete yürekler dayanmıyor. Bir başka memleket türküsünde gurbetten şöyle yakınılıyor:
“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler
Uçan da kuşlara malum olsun/ Ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı/ Ben köyümü özledim”
***
Türkünün acıklı bir hikâyesi var ancak hikâye bilinmese bile anneden, sıladan ayrılığın hüznünü hissediyoruz mısralarda. Ezgisiyle birlikte ise o hüzün, dinleyicisinde de gurbet acısı varsa, kalbe yürüyor. Babasının atı olsa binse de gelse, annesinin yelkeni olsa uçsa da gelse, kardeşleri yolları bilse de gelse özlemine kucak açıyor yürek. Sonra da ne gelse başına hepsini gurbetten biliyor:
“Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir”
Pir Sultan Abdal’a ait bu sözler, onun başına bir iş gelmesinden dolayı üzüntüsünü dile getirirken o işin gurbette başına gelmiş olmasıyla daha da katmerlendiğini hissettiriyor. Hemen her gurbet türküsünde olduğu gibi bu türküde de şanssızlık, bahtsızlık söz konusu. Gözler ağlıyor, gurbet yüreği dağlıyor. Sıladaki bir zorluğu çözmek için gurbetin yollarının tutulduğu ancak çözüm ararken başka dertlere düşüldüğü mısralardan anlaşılıyor. Çare ise kerim ismiyle Allah’tır.
***
Gurbeti nakış nakış mısralarına işleyen kadim ve engin bir kültürümüz var. Halk edebiyatımızla ilmek ilmek işlenen bu seslenişleri daha birçok türkümüzde bulabiliriz. Mısralar bizim sesimiz, bizim hislerimiz. Bu yazımızda gezindiğimiz gurbet teması, insanımızın duygularının söze gelmesinde bir çeşitleme. Acıların, sevinçlerin insanımızın ince zekâsıyla, söz ustalığıyla birleşmesiyle türkülerimiz, bizi söylüyor, Türk’ü söylüyor.
Türkülerimizin gurbet yoldaşıyla yaptığımız bu yolculuk vesilesiyle bütün okurlarımın Ramazan Bayramı’nı kutluyor; bayramın gurbet gibi hüzünle değil vuslat gibi sevinçle insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum.
10.03.2026 - 21:14
28.02.2026 - 21:15
20.02.2026 - 21:03
10.02.2026 - 21:19
31.01.2026 - 21:49
22.01.2026 - 21:17
10.01.2026 - 21:25
30.12.2025 - 21:19
20.12.2025 - 21:08
10.12.2025 - 21:18
27.11.2025 - 21:04
17.11.2025 - 21:05
07.11.2025 - 21:08
27.10.2025 - 21:08
17.10.2025 - 21:28
07.10.2025 - 21:35
27.09.2025 - 21:10
07.09.2025 - 21:10
27.08.2025 - 21:07
16.08.2025 - 21:08
08.08.2025 - 21:36
27.07.2025 - 20:58
17.07.2025 - 20:25
07.07.2025 - 21:18
27.06.2025 - 21:13
16.06.2025 - 19:33
07.06.2025 - 21:08
27.05.2025 - 21:08
18.05.2025 - 21:09
07.05.2025 - 21:11
28.04.2025 - 21:06
17.04.2025 - 06:00
07.04.2025 - 06:00
27.03.2025 - 06:00
17.03.2025 - 06:00
07.03.2025 - 06:00
28.02.2025 - 06:00
18.02.2025 - 06:00
08.02.2025 - 06:00
27.01.2025 - 06:00
18.01.2025 - 06:00
07.01.2025 - 06:00
27.12.2024 - 06:00
17.12.2024 - 06:00
07.12.2024 - 06:00
27.11.2024 - 06:00
17.11.2024 - 06:00
07.11.2024 - 06:00
27.10.2024 - 06:00
17.10.2024 - 06:00
07.10.2024 - 06:00
29.09.2024 - 06:00
17.09.2024 - 06:00
07.09.2024 - 06:00
27.08.2024 - 06:00
17.08.2024 - 06:00
07.08.2024 - 06:00
27.07.2024 - 06:00
17.07.2024 - 06:00
07.07.2024 - 06:00
27.06.2024 - 06:00
17.06.2024 - 06:00
07.06.2024 - 06:00
27.05.2024 - 06:00
17.05.2024 - 06:00
07.05.2024 - 06:00
27.04.2024 - 06:00
20.04.2024 - 06:00
07.04.2024 - 06:00
27.03.2024 - 06:00
17.03.2024 - 06:00
07.03.2024 - 06:00
27.02.2024 - 06:00
17.02.2024 - 06:00
07.02.2024 - 06:00
27.01.2024 - 06:00
17.01.2024 - 06:00
07.01.2024 - 06:00
27.12.2023 - 06:00
16.12.2023 - 06:00
06.12.2023 - 06:00
27.11.2023 - 06:00
16.11.2023 - 06:00
10.11.2023 - 06:00
27.10.2023 - 06:00
17.10.2023 - 06:00
07.10.2023 - 06:00
27.09.2023 - 06:00
17.09.2023 - 06:00
07.09.2023 - 06:00
27.08.2023 - 06:00
16.08.2023 - 06:00
07.08.2023 - 06:00
26.07.2023 - 06:00
17.07.2023 - 06:00
07.07.2023 - 06:00
27.06.2023 - 06:00
17.06.2023 - 06:00
08.06.2023 - 06:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir