x


x
x
TÜRKÜLERDE TELLENEN GURBET

Bazen kelimeler kifayetsiz kalır duygularımızı tarif etmeye. İçe acı, sızı veren bir duyguysa eğer, tarife güç dayanmaz; sözcükler boğazınıza düğümleniverir. Kalbin süveydasında öyle duygulara yer açılmıştır ki o yerin derinliği de, içeriği de muammadır, henüz kimse tam açıklayabilmiş değildir. Bir mazlumu görünce, bir sevdalıya kulak verince, bir ah sesine dikkat kesilince içinizde buruk bir acı, kesif bir ince sızı oluşur ya… Bazen o acı, o sızı gözlerinizin derununa vurur da pınar olup gözünüzden bir çift damla akıtır ya… İnsan işte, duygu işte, anlatılamayan da o işte…

***

Türkülerimize yansıtmışız duygularımızı. Anlatmaya mecalimizin yetmediği sızıları, dile getirmeye derman olur diye türkülerin ezgisiyle birleştirelim istemişiz. Ezgisi yakıcı olsun, sızının derinine yönelsin de anlatamadığımızı tellendirsin diye arzu etmişiz. Anasından, babasından; atasından, yârinden; havasından, suyundan ayrı düşen gönle kurulunca hasret, dillenmeye bahane arar durur. Ezgisiyle ses tellerine daha bir kondurur:  

 “Allı turnam bizim ele varırsan

Şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum

Tutmuyor elim turnalar hey”

***

Türkünün söyleyicisi belli değil, anonim, halka mal olmuş. Ezgisini hatırlayalım, daha sözlere gelmeden insanın yüreğine nasıl dokunduğunu hissedelim. Sözlerle birleşince de yanık yüreklerin ah ve figanını duyumsuyoruz. Memleket sevgisi o denlidir ki orada hep güzellikler vardır. Yüreğe düşünce hasreti insanı mecalsiz, yaralı hâle getirir. Mısraları söyleyen memleket hasretinin yakıcılığını bu sözlerle anlatıyor ve sözler ezgiyle bütünleşince o hasrete yürekler dayanmıyor. Bir başka memleket türküsünde gurbetten şöyle yakınılıyor:

 “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun/ Ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı/ Ben köyümü özledim”

***

Türkünün acıklı bir hikâyesi var ancak hikâye bilinmese bile anneden, sıladan ayrılığın hüznünü hissediyoruz mısralarda. Ezgisiyle birlikte ise o hüzün, dinleyicisinde de gurbet acısı varsa, kalbe yürüyor. Babasının atı olsa binse de gelse, annesinin yelkeni olsa uçsa da gelse, kardeşleri yolları bilse de gelse özlemine kucak açıyor yürek. Sonra da ne gelse başına hepsini gurbetten biliyor:

 “Gurbet elde bir hal geldi başıma

Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Derman arar iken derde düş oldum

Ağlama gözlerim Mevla kerimdir”

Pir Sultan Abdal’a ait bu sözler, onun başına bir iş gelmesinden dolayı üzüntüsünü dile getirirken o işin gurbette başına gelmiş olmasıyla daha da katmerlendiğini hissettiriyor. Hemen her gurbet türküsünde olduğu gibi bu türküde de şanssızlık, bahtsızlık söz konusu. Gözler ağlıyor, gurbet yüreği dağlıyor. Sıladaki bir zorluğu çözmek için gurbetin yollarının tutulduğu ancak çözüm ararken başka dertlere düşüldüğü mısralardan anlaşılıyor. Çare ise kerim ismiyle Allah’tır.

***

Gurbeti nakış nakış mısralarına işleyen kadim ve engin bir kültürümüz var. Halk edebiyatımızla ilmek ilmek işlenen bu seslenişleri daha birçok türkümüzde bulabiliriz. Mısralar bizim sesimiz, bizim hislerimiz. Bu yazımızda gezindiğimiz gurbet teması, insanımızın duygularının söze gelmesinde bir çeşitleme. Acıların, sevinçlerin insanımızın ince zekâsıyla, söz ustalığıyla birleşmesiyle türkülerimiz, bizi söylüyor, Türk’ü söylüyor.

Türkülerimizin gurbet yoldaşıyla yaptığımız bu yolculuk vesilesiyle bütün okurlarımın Ramazan Bayramı’nı kutluyor; bayramın gurbet gibi hüzünle değil vuslat gibi sevinçle insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

EMEKLİYE RAMAZAN

10.02.2026 - 21:19


MUHABBET KÂRI

31.01.2026 - 21:49


GAZZE’DEN HİSSE

22.01.2026 - 21:17


AFFETME GÜNÜ

10.01.2026 - 21:25


2025 SERENCAMI

30.12.2025 - 21:19


HABBEYİ KUBBE YAPMAK

10.12.2025 - 21:18


ALGI VE ÖN YARGI

27.11.2025 - 21:04


ÖMÜRLE HASBİHÂL

17.11.2025 - 21:05


EKRANIN EFENDİSİ OLMAK

27.10.2025 - 21:08


YALAKANIN FENDİ

07.10.2025 - 21:35


KİBRİN PAYESİ

27.09.2025 - 21:10


SORUMLULUĞUN RENGİ

16.08.2025 - 21:08


İNSANLIK NEREDE DURACAK

08.08.2025 - 21:36


İYİ VE KÖTÜ

27.07.2025 - 20:58


HABİS UR: İSRAİL

27.06.2025 - 21:13


SANA ŞU KADARA OLUR

07.05.2025 - 21:11


KUYUDAKİ TAŞLAR

27.03.2025 - 06:00


ŞEHİT VE VATAN

17.03.2025 - 06:00


EĞİTİM HERKESİN DERDİ

28.02.2025 - 06:00


OLANLAR UMULANLAR

18.02.2025 - 06:00


KADIRGALI TRUMP

08.02.2025 - 06:00


SON SAYFAYI AÇMADAN

27.12.2024 - 06:00


NECATİ BEY

17.12.2024 - 06:00


MEB’E AÇIK MEKTUP

07.12.2024 - 06:00


YABANCI OKULLAR SORUNU

27.11.2024 - 06:00


İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

17.11.2024 - 06:00


SİYONİZMİN PKK PLANI

27.10.2024 - 06:00


İRFAN VE ÖLÇÜ

07.10.2024 - 06:00


Zer-dûz palan vursan

29.09.2024 - 06:00


EYLÜL

07.09.2024 - 06:00


Kuvayımilliye ve Hamas

07.08.2024 - 06:00


ADAP VE EDEP

27.07.2024 - 06:00


KENDİNİ BİLMEK

17.07.2024 - 06:00


OKUMAKTAN MURAT NE?

27.06.2024 - 06:00


NASIL OKUMALI?

17.06.2024 - 06:00


OKUMA TÜRLERİ

07.06.2024 - 06:00


DOĞRU OKUMA

27.05.2024 - 06:00


ZORU KOLAY KILMAK

07.05.2024 - 06:00


KİTAP DÜNYASINA MERHABA

27.04.2024 - 06:00


BAYRAMA İKİ ADIM KALA

07.04.2024 - 06:00


CEMAAT VE CEMİYET

17.02.2024 - 06:00


İŞLER ZIVANADAN ÇIKINCA

27.01.2024 - 06:00


GENELLEMELER

17.01.2024 - 06:00


AKİF’İ ANARKEN

27.12.2023 - 06:00


SÖZÜN DOĞRUSU...

16.12.2023 - 06:00


BİZİM DERDİMİZ OLMALI

06.12.2023 - 06:00


CENAZE YEMEĞİ

07.10.2023 - 06:00


DERİN İZ: ZULÜM

07.08.2023 - 06:00


KELİMELERİN GÜCÜ...

17.06.2023 - 06:00


ÖFKE ÜZERİNE

08.06.2023 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !