x


x
x
EKRANIN EFENDİSİ OLMAK

Bilgisayar teknolojisinin baş döndürücü hızını yaşadığımız, ekranların artık hayatımızın çok önemli bir parçası hâlini aldığı bir çağda bulunuyoruz. Ekranlar önce masadan dizlerimizin üstüne, oradan avuçlarımız arasına yerleşti. Ondan ayrılamıyor, onsuz edemiyoruz. Bilgiler onda, arkadaşlarımız orada, haberleşmelerimiz onunla. Duygularımızın, düşüncelerimizin yazıyla, sesle, görüntüyle yansıması onun aracılığıyla. Öylesine ki âdeta biz ekranız, ekran da biz.

***

Ekranı kullanmada çocuklarımızı kendisinden iki nesil öncesine öğretmenlik yapabilecek yeteneğe sahip kılan da onları ekrana bağımlı hâle getiren de maalesef bizleriz. Burada maalesef sözünü kullanma gereğini, yaptığımız yanlışın farkında olduğumuzu belirtmek amacıyla kullandım. Zira ebeveyn evdeki zamanının büyük kısmını ekrana bağlı yaşar hâlde. Çocuklarımızın davranışlarının şekillenmesinde en büyük payın ebeveyn davranışları olduğunu bilim söylüyor, çocuklarımızın davranışları da bu bilimsel gerçekliği kanıtlıyor. Kendisine özgür alan açmak isteyen ebeveyn, çocuğunun ekranla vakit geçirmesine ses çıkarmıyor hatta izin veriyor.

***

Çocuğun yemek arzu etmesinin gerekçesi dahi olabiliyor ekran. Öyle ki ekrana dalan çocuğuna yemek yedirme, ebeveynin kolayına geliyor. Bir müddet sonra sahte karın acıkmaları söylemlerine başvuruyor çocuk. Amacı karın doyurmak değil, ekrana sahip olmak. Akıl ekranda olunca bilinçsizce yenen yemek miktarının çoğunlukla farkına bile varamıyor. Günümüzde daha çok erken yaşlarda görülmeye başlayan hastalıklardan obezitenin en büyük sebebi…

***

Ekranın çocuklarımız üzerindeki etkisi, sandığımızdan çok daha büyük. Bakıyorsunuz emoji denen ekrandaki resimcenin etkisi bile çocuklarımızın yüzüne yansıyor. Ruh hâlinin çevreye aktarımı, resimceler modellenerek beliriyor. Dijital oyunlardaki tehlikeyi bir başka yazıya bırakarak ebeveynlerin bu olumsuz tabloyla nasıl baş edebilecekleri ile ilgili düşüncelerimle sınırlı kalacağım.

***

Okul evde başlar, gerçeği üzerinden ebeveynin öncelikle işe kendisinden başlaması gerektiğini söylemeliyim. Ekranda geçirilen zamandan öncelikle ebeveynin kendisinin kurtulması gerekiyor. Ekranı hayatımızın vazgeçilmesi olmaktan çıkararak çocuklarımızın gerçek hayat alanını genişletmekle işe başlamalıyız. Üç yaşına kadar çocuklarımızı ekrandan uzak tutmalı, altı yaşına kadar günde bir saati geçmemek üzere kontrollü ekran zamanı yöntemini uygulamalıyız. Ekran süresini, denetimini on iki yaşına kadar sabit tutarak içerik denetimini yaşının gösterdiği ilgi alanlarına göre belirlemeliyiz.

***

Çocuklarımıza tanıyacağımız bu zamanın ona zarar verecek içeriklerden olmaması için bilinçli davranmalı, içeriklere izin vermeden önce zararlı olup olmadığını anlamak için de önce kendimiz o içeriği seyretmeliyiz. Bu zaman, kesinlikle çocukların yemek yeme zamanını kapsamamalı, yemeği ekranın gerekçesi olmaktan kurtarmalıyız. Ekran zamanını çocuğumuza ödül ya da ceza aracı olarak kullanmaktan kaçınmalı, bu zamanı eğitici içeriklerden belirlemek için ön almalı, kontrolümüzden uzak içeriklere erişimi engellemek için önlem almalıyız. Çocuğumuzun gerçek hayat akışının düzenli olmasını sağlamak, bu yaşlar için hayati derecede önemli olduğu gerçeğini benimseyerek yüz yüze arkadaşlıklar, yüz yüze oyunlar, birlikte gezintiler, birlikte kitap okuma zamanları düzenlemeliyiz.

***

Unutulmaması gereken, çocuklarımızın bizim ve ülkemizin geleceği olduğudur. Onları evrensel değerleri, ulusal ülküleri benimseyen; çevreye duyarlı, maneviyatı güçlü kişiler olarak yetiştirmek ebeveynler olarak bizim sorumluluğumuzdur.

***

Ne ekersek onu biçiyoruz. Yaşlılıkta öğrenilen buz üzerine yazı, çocuklukta öğrenilen mermer üzerine kazı. Bütün bu değerlerle bütünleşmiş çocuklarımızdan toplum razı, insanlık razı…

 

   

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

EMEKLİYE RAMAZAN

10.02.2026 - 21:19


MUHABBET KÂRI

31.01.2026 - 21:49


GAZZE’DEN HİSSE

22.01.2026 - 21:17


AFFETME GÜNÜ

10.01.2026 - 21:25


2025 SERENCAMI

30.12.2025 - 21:19


HABBEYİ KUBBE YAPMAK

10.12.2025 - 21:18


ALGI VE ÖN YARGI

27.11.2025 - 21:04


ÖMÜRLE HASBİHÂL

17.11.2025 - 21:05


YALAKANIN FENDİ

07.10.2025 - 21:35


KİBRİN PAYESİ

27.09.2025 - 21:10


SORUMLULUĞUN RENGİ

16.08.2025 - 21:08


İNSANLIK NEREDE DURACAK

08.08.2025 - 21:36


İYİ VE KÖTÜ

27.07.2025 - 20:58


HABİS UR: İSRAİL

27.06.2025 - 21:13


SANA ŞU KADARA OLUR

07.05.2025 - 21:11


KUYUDAKİ TAŞLAR

27.03.2025 - 06:00


ŞEHİT VE VATAN

17.03.2025 - 06:00


EĞİTİM HERKESİN DERDİ

28.02.2025 - 06:00


OLANLAR UMULANLAR

18.02.2025 - 06:00


KADIRGALI TRUMP

08.02.2025 - 06:00


SON SAYFAYI AÇMADAN

27.12.2024 - 06:00


NECATİ BEY

17.12.2024 - 06:00


MEB’E AÇIK MEKTUP

07.12.2024 - 06:00


YABANCI OKULLAR SORUNU

27.11.2024 - 06:00


İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

17.11.2024 - 06:00


SİYONİZMİN PKK PLANI

27.10.2024 - 06:00


İRFAN VE ÖLÇÜ

07.10.2024 - 06:00


Zer-dûz palan vursan

29.09.2024 - 06:00


EYLÜL

07.09.2024 - 06:00


Kuvayımilliye ve Hamas

07.08.2024 - 06:00


ADAP VE EDEP

27.07.2024 - 06:00


KENDİNİ BİLMEK

17.07.2024 - 06:00


OKUMAKTAN MURAT NE?

27.06.2024 - 06:00


NASIL OKUMALI?

17.06.2024 - 06:00


OKUMA TÜRLERİ

07.06.2024 - 06:00


DOĞRU OKUMA

27.05.2024 - 06:00


ZORU KOLAY KILMAK

07.05.2024 - 06:00


KİTAP DÜNYASINA MERHABA

27.04.2024 - 06:00


BAYRAMA İKİ ADIM KALA

07.04.2024 - 06:00


CEMAAT VE CEMİYET

17.02.2024 - 06:00


İŞLER ZIVANADAN ÇIKINCA

27.01.2024 - 06:00


GENELLEMELER

17.01.2024 - 06:00


AKİF’İ ANARKEN

27.12.2023 - 06:00


SÖZÜN DOĞRUSU...

16.12.2023 - 06:00


BİZİM DERDİMİZ OLMALI

06.12.2023 - 06:00


CENAZE YEMEĞİ

07.10.2023 - 06:00


DERİN İZ: ZULÜM

07.08.2023 - 06:00


KELİMELERİN GÜCÜ...

17.06.2023 - 06:00


ÖFKE ÜZERİNE

08.06.2023 - 06:00


liderhaber liderbursa Ekonomi Spor Magazin Güncel Kültür-Sanat Sağlık
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !